Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/9 E. 2011/9167 K. 16.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9
KARAR NO : 2011/9167
KARAR TARİHİ : 16.12.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 104 ada 69 parsel sayılı 5978,55 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, … ve … As mirasçıları, 104 ada 78 parsel sayılı 898.78 m2 yüzölçümündeki taşınmaz … ve 104 ada 79 parsel sayılı 2.272,25 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise …, … As, … ve … adlarına irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilmiştir. Davacılar … As ve…, 79 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik yazıldığı, eksikliğin 78 ve 69 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığı iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacıların, 26.08.2010 tarihli keşif tutanağındaki imzalı beyanları ile 104 ada 78 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davalarından vazgeçtikleri anlaşılmaktadır. Feragat, kesin hükmün sonuçlarını doğuran ve davayı bitiren bir taraf işlemi olup, davacılarca feragattan dönmeyi haklı gösterecek bir neden de gösterilmediğine göre sonucu itibariyle, davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 104 ada 78 sayılı parselle ilgili hükmün ONANMASINA,
2- Mahkemece davacıların 104 ada 69 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davalarını kanıtlayamadıkları gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Nevar ki, 26.08.2010 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler tarafları ve onların miras bırakanlarını tanıdıklarını, ancak davaya konu taşınmaz içinde uyuşmazlık konusu edilen (B) bölümünün kimler tarafından kullanıldığını bilmediklerini; yine tespit bilirkişisi İhsan Efe de zilyetlik konusunda bilgisi bulunmadığını belirttikleri halde davacı tanığı Mahmut Baş, davacıların hak iddia ettiği bölümün 2003 yılında ölümüne dek davacıların babaları İsmail, O’nun ölümünden sonra ise mirasçıları tarafından bitişik 79 sayılı parselle birlikte kullanıldığını ifade etmiştir. Mahkemece davacı tanığının beyanları ile tespit sırasında beyanda bulunan diğer tespit bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki giderilmemiş; davacı tanığının beyanına değer verilmeyiş nedeni de açıklanmamıştır. Ayrıca, davalılar … ve …, 02.06.2010 tarihli duruşmada, dava konusu yerde davacıların da hakları olduğunu, yapılacak keşifte bu hususun tespit edilmesini, keşifte ortaya çıkacak
duruma göre davayı kabul edeceklerini bildirmiş oldukları halde, bu beyanlar üzerinde durulmayarak keşifte gösterilen yer hakkında davalılardan diyecekleri yeniden sorulmamış olması nedeniyle de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yeniden delilleri sorulup toplanmalı, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yeniden tüm tespit bilirkişileri ile yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının katılımı ile taraflar da hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte dava konusu yerin kullanımı konusunda davalıların da beyanları alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişilerinin tümü taşınmazın başında dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu yönler gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden 104 ada 69 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükmün BOZULMASINA, 16.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.