YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5141
KARAR NO : 2011/4294
KARAR TARİHİ : 05.05.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın HUMK’nun 409.maddesi gereğince açılmamış sayılmasına dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı davalı …’a ait aracın, diğer davalı …’ın yönetiminde iken karıştığı kazada 3.kişi aracının hasarlandığını, zarar görene 5.750 TL hasar bedelinin ödendiğini, davalı sürücünün münhasıran alkolün etkisi ile kaza yaptığını belirterek 5.750 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiş; 8.5.2008 tarihli duruşmada davalı … hakkındaki davasını takip etmediğini beyan etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 5.750 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı …’dan tahsiline, davalı … hakkındaki davanın HUMK’nun 409.maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir
2-Dava, ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan rücuan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 48.maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu Ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1.maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte ZMSS Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tekbaşına hasarın teminat dışı kaldığıın ispat yükü TTK’nun 1281.maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YGHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları).
Somut olayda; davalı araç sürücüsü kaza anında 0.58 ila 65.5 promil alkollü olarak araç kullanırken yine olay anında 1.51 promil alkollü olan dava dışı 3.kişiye (…) ait araç ile çarpışmış, kaza tesbit tutanağına göre davalı aracı önünde aynı istikamete seyreden diğer aracın arka kısımlarından çarpmış, çarpmanın etkisiyle savrulan 34 UG 3628 plakalı 3.kişi aracı ortakadi bariyerlere aracının sol kısımları ile çarparak hasarlanmış davalı aracın sürücüsü …’ın arkadan çarpma kuralını ihlalden kusurlu olduğu belirtilmiştir. Dava dışı 3.kişiye ait aracın sürücüsü … olayın akabinde karakolda verdiği ifadesinde kaza tutanağında anlatılan oluş şeklini teyit etmiştir. Nöroloji uzmanı bilirkişi 26.3.2009 tarihli raporunda kaza ve hasarın oluşmasında alkol direkt etkili olmayıp, güvenli sürüş yeteneğinin azalmasına neden olduğu, davalı sürücünün aldığı alkol miktarının kaza yapmasına sebep olacak derecede sürüş ve manevra yapma yeteneğini kaybettirdiğini, kazanın diğer sürücününde yasal sınırların üstünde 1.51 promil alkollü olduğundan, tarafların kusur oranının tayini ve alınan karşılıklı alkolün müterafik kusur yönünden kazanın oluşumuna etkisi açısından Adli Tıp Kurumundan da rapor alınması gerektiği bildirilmiş; kusur hususunda alınan uzman bilirkişi raporunda kaza tesbit tutanağı ve dava dışı sürücü …’nın karakol ifadesine göre davalı sürücü …’ın arkadan çarpma nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, olay mahalli, saati, hava şartları, diğer sürücünün kural ihlali gibi unsurlar yeterince değerlendirilmemiş, nörolog bilirkişinin alkolün kazada direkt
etkili olmadığı ve müterafik kusur yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınması yönündeki görüşüne rağmen bu hususlarda inceleme yapılmaksızın davalı sigortalı hakkındaki dava kabul edilmiştir.
Ayrıca davalı … vekilinin temyiz dilekçesi ekinde sunduğu belgelerden, davacı … şirketinin aynı zamanda davalı sigortalının kasko sigortası şirketi olduğu, aynı kazaya ilişkin olarak sigortalı … ve sürücü … tarafından kasko sigorta şirketi Axa Oyak Sigorta AŞ aleyhine Beyoğlu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/67 Esas sayılı dosyasında sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin tahsili istemiyle itirazın iptali davası açıldığı, bu dosyada alınan bilirkişi kurulu raporunda (11.11.2009 tarihli) oluş şeklinin kaza tesbit tutanağında belirtildiği gibi olmayıp önde seyreden diğer aracın önce bariyere çarpıp sigortalı …’a ait aracın önüne düşmesi sonucu davacının öndeki araca çarpması şeklinde olabileceği kanaatine varıldığı, kazanın münhasıran alkolden kaynaklanmadığı yönünde görüş bildirildiği mahkemece buna istinaden 7.12.2009 tarih 2009/474 karar sayılı karar ile …’ın davasının kısmen kabulüne karar verildiği, hükmün davacı … vekili ile davalı … AŞ vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 23.9.2010 gün 2010/1887-7263 sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu dosyadaki karar kesin hüküm oluşturmaz ise de güçlü delil oluşturmaktadır.
Bu durumda mahkemece, Beyoğlu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/67 2009/474 sayılı dava dosyasının merciinden getirtilmesi, daha sonra İTÜ ya da Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek aralarında nöroloji uzmanı ve kusur, hasar konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulundan, olayın oluş şekli, yol ve hava durumu, dava dışı diğer aracın sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarında işbu dosyadaki tüm deliller ve Beyoğlu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/67 Esas sayılı dava dosyasındaki deliller, bilirkişi raporları birlikte değerlendirilip, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurlarında etkili olup olmadığının tesbiti yönünden ayrıntılı, gerekçeli, çelişkileri giderici rapor aldırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 5.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.