YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/135
KARAR NO : 2022/494
KARAR TARİHİ : 07.04.2022
MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın esastan reddine karar verilmiştir.
2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Mart 1997 ile Temmuz 2012 tarihleri arasında 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamında Anadolu Ajansında Dış Haberler, Yurt Haberleri ve Ekonomi Haberleri Müdürlüğünde muhabir olarak çalıştığını, emeklilik nedeniyle iş akdinin sonlandığını, yıllık izin, fazla mesai ve bunun yüzde beş fazlalığının ödenmediğini, işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açtığını, Ankara 14. İş Mahkemesinin 11.03.2014 tarihli ve 2013/129 E., 2014/47 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davalının temyizi üzerine eldeki davaya konu Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 22.12.2015 tarihli ve 2014/19370 E., 2015/35323 K. sayılı ilamı ile mahkeme kararının bozulduğunu, bozma ilamına karşı maddi hata dilekçesi verdiğini ancak reddedildiğini, bozma ilamına uyan mahkemece 17.03.2016 tarihli karar ile fazla mesai alacağı ve yüzde beş fazlalığa ilişkin taleplerinin reddedildiğini, kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından 22.09.2016 tarihinde onanarak kesinleştiğini, temyiz incelemesinde tanık delilinin kabul edilmediğini, mahkeme hâkiminin takdir yetkisine müdahale edildiğini, bozma ilamının gerçekleri yansıtmadığını, gerekçenin tamamen hatalı olduğunu, bozma ilamıyla birlikte tanıklığın delil olmaktan çıktığını, bilirkişi raporunun yok sayıldığını, Yargıtay kararlarının çelişkili olduğunu, kanun hükmüne aykırı olarak karar verildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 85.457,14TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu, yapılan işlemlerde kusur, kast ve hata bulunmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 46. maddesindeki sorumluluk koşullarının da oluşmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Özel Daire Kararı:
6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 06.11.2018 tarihli ve 2018/2 E. 2018/64 K. sayılı kararı ile;
“…GEREKÇE: Dava, hakimlerin hukuki sorumluluğuna dayalı olarak tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nun 46 maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. HMK 46. maddesine göre Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı ancak aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
a)Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması,
b)Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm vey karar verilmiş olması,
c)Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması,
ç)Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması,
d)Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması,
e)Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması,
Somut olayda, sorumluluğa dayanak yapılan olgular; yerel mahkeme hakiminin takdir yetkisine müdahale edildiği, gerekçenin tamamen hatalı olduğu, bozma ilamıyla birlikte tanıklığın delil olmaktan çıktığı, bilirkişi raporunun yok sayıldığı, Yargıtay kararlarının çelişkili olduğu, kanun hükmüne aykırı olarak karar verildiği iddialarıdır.
Tazminat istemi, yasa yolları düzenlenmiş bulunan yargısal işlem ve kararlara ilişkindir. Davacının iddiası ve gelişim biçimi itibariyle, hukuki süreç işlemiş; davacı tarafından da, yargısal yollara başvurulmuştur. Sınırlı ve sayılı hukuki sorumluluk nedenlerinden hiç birisi gerçekleşmemiştir. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca, davanın esastan reddi halinde disiplin para cezasının takdir edilerek hüküm altına alınması gerekir. Buna göre, dava konusu olayın gelişim biçimi ve dosyaya yansıyan olgular göz önünde tutulmalı ve davacı 1.000,00 TL disiplin para cezası ile cezalandırılmalıdır.
HÜKÜM: Yukarıda gösterilen nedenlerle;
1-HMK.’nun 46. maddesindeki şartlar oluşmadığından davanın esastan reddine,
2-HMK.’nun 49. maddesine göre takdiren 1.000,00-TL disiplin para cezasının davacıdan tahsiline ve hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Alınması gereken 35,90-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.459,40-TL’den mahsubuna, kalan 1.423,50-TL’nin istek halinde davacıya iadesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 3.300,00-TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. GEREKÇE
8. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. Maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. HMK’nın 46. maddesinde “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” düzenlemesi bulunmaktadır.
10. Somut olayda HMK’nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
11. Hâl böyle olunca; yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
III. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 07.04.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.