Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/7951 E. 2011/2077 K. 08.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7951
KARAR NO : 2011/2077
KARAR TARİHİ : 08.03.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2007/3196 Esas sayılı dosyasından, davacı şirkete ait işyerinde bulunan malların 12.07.2007 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edildiğini, borçlu …’ın resmi kurumlardaki işyeri adresinin haciz adresi olduğu ve borçlular ile davacı şirket arasında organik bağ bulunduğundan haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlular, duruşmaya katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, dosya borçlusu … ile davacı şirket ortağı …’ın ayrı kişiler olduğunun anlaşıldığından, hacizli malların borçluya ait olduğunun kanıtlanması yükümlülüğünün alacaklıya ait olduğu ancak bu iddianın ispatlanmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1.Takip hukukuna dayalı istihkak davalarının dinlenebilmesi için genel dava koşullarının yanı sıra özel bir dava ön koşulu olarak geçerli bir haczin varlığı gerekmektedir. Geçerli bir haczin varlığı için öncelikle takip borçlusu hakkındaki takibin kesinleşmesi gerekmektedir. Borçluya gönderilen ödeme erminine karşı 7 gün içerisinde itiraz edilmez ise takip kesinleşir. (İİK’nun 60,61) Alacaklı ancak takibin kesinleşmesinden sonra haciz isteyebilir. Somut olayda, takip borçlularından …’a ödeme emri 19.02.2007 tarihinde tebliğ edilmiş haciz ise 12.07.2007 tarihinde yapılmıştır. Ancak İstanbul 10.İcra Mahkemesinin 2007/210 Esas ve 2007/1081 Karar sayılı ilamı ile anılan bu borçlu yönünden ödeme emri iptal edilmiştir. Bu borçlu yönünden ödeme emrinin iptali sonucu takip kesinleşmemiş ve buna bağlı olarak takip kesinleşmeden konulun dava konusu haczinde geçersiz hale gelmiştir. Her ne kadar bu durum karardan sonra gerçekleşmiş ise de istihkak davasının görülebilmesi için gerekli olan geçerli bir haczin varlığı koşulu davanın her aşamasında dikkate alınması gerekmektedir. (HGK .29.09.2004,21/425-459)
Bu durumda, davalı … hakkında açılan davada, ödeme emrinin iptali ile haciz geçersiz hale geldiğinden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmeli ve dava açılmasına neden olan tarafa yargılama giderinin yükletilmesi ve mahkemece bu yönde karar verilmesi için kararın bozulması gerekmektedir.
2.Borçlu … yönünden ise, anılan borçluya da haciz adresinde ödeme emri tebliğ edilmiş ve bu tebligatın geçersizliği ileri sürülmemiştir. Dava konusu haciz ise her iki borçlu için aynı adreste yapılmıştır. Bu halde İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Borçlulardan sadece Rıfat yönünden değerlendirme yapılarak ispat külfetinin alacaklıya yükletilmesi hatalıdır.
Davacı 3.kişinin, yasal karine aksini kesin ve güçlü delillerle ispatlaması gerekmektedir.
Ancak mahkemece, bu yönde araştırma yapılmadığı, sadece borçlu Rıfat yönünden değerlendirme yapılarak sonuca varıldığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davalı borçlu … ile ilgili olarak, dava konusu hacizli malların kime ait olduğu tarafların sundukları deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
SONUÇ:Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.