YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2739
KARAR NO : 2011/2907
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalılardan …’ün müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak kendisine ait taşınmazı alacaklılardan mal kaçırma amacıyla diğer davalı …’a sattığını sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın satışına ilişkin tasarrufun icra takip dosyasındaki alacak ile sınırlı olmak kaydı ile iptaline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Bu davalarda ön koşulun bulunması halinde İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Somut olayda mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunması ve borçlu davalının alacaklıyı zarara uğratma amacı ile tasarrufta bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak tasarrufa konu 2344 parsel sayılı taşınmazın borçlu davalı … tarafından üzerindeki 1 Milyar TL.(Yeni 1.000.00 TL) ipotekle birlikte 1.300.000.000 TL.(Yeni 1.300.00 TL) bedelle davalı …’a satıldığı, bilirkişi tarafından taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 4 Milyar TL.(Yeni 4.000.00TL) olduğu bildirilmiştir. Yerleşik yargısal uygulamalara göre taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen gerçek değeri arasında en az bir misli fark bulunması halinde ivazlar arasında fahiş farkın varlığı kabul edilebilir. Taşınmazın satın alınması sırasında üzerinde bulunan ipotek bedelinin satın alan kişi tarafından ödenmiş olması halinde bu tutarın satış bedeline eklenmesi gerekeceğinden davalılar arasındaki satış işleminde fahiş fark bulunmamaktadır. Ayrıca davalılar arasında yakın akrabalık olduğu da tesbit edilememiştir. Bu nedenle davada İİK.nun 278. maddesinde yazılı iptal koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Yine mahkemece borçlu davalının alacaklıları ızrar kastı ile taşınmazı satması nedeniyle olayda İİK.nun 280. maddesine göre de iptal koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir. Ancak bu madde uyarınca iptal kararı verilebilmesi için borçlu davalının değil, borçlu ile tasarrufta bulunan üçüncü kişinin diğer bir anlatımla borçludan satın alan kişinin borçlunun ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olduğunun kanıtlanması gerekir. Olayda üçüncü kişi konumunda bulunan davalı …’ın borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu hususunda davacı tarafından delil ibraz edilmemiştir. Bu durumda kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 31.3.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.