YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9143
KARAR NO : 2010/7479
KARAR TARİHİ : 17.12.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında irsen intikal, taksim, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 107 ada 9 parsel sayılı 337,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, davalı … adına, 107 ada 10 parsel sayılı 625,57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı … adına, 107 ada 5 parsel sayılı 291,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içerisinde köy içinden geçen atık su kanalı olarak kullanılan ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olan dere yatağının kısmen bu taşınmazlara ilave edildiği iddiasına dayanarak çekişmeli taşınmazların tespitlerinin iptali istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda çekişmeli 107 ada 5 ve 10 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesçillerine, çekişmeli 107 ada 9 parsel sayılı taşınmaz hakkında mahkemenin 2006/376 Esas sayılı dosyasında karar verildiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların dava konusu edilen bölümlerinin dere yatağı niteliğinde olmadığı ve davalılar lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1452 Esas sayılı dosyasında davacı Hazine ile davalılardan 107 ada 9 parselin maliki … ve 107 ada 10 parselin maliki … arasında tespitten önce davaya konu dere yatağı için cereyan eden men’i müdahale ve kal davası sonucu Hazine lehine kesin hüküm teşkil edebilecek ilamın tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken bu yön gözetilmemiştir. Adı geçen men’i müdahale ve kal davasında duvarla kapatılan yerin öncesinin dere yatağı olduğu tarafların kabulündedir. Asliye Hukuk Mahkemesi ilamında davacı Hazine ve davalılardan … ile … taraf olduğundan ilam taraflar arasında usulün 237.maddesinde tanımlanan biçimde kesin hüküm teşkil etmektedir. Kesin hüküm kamu düzenine ilişkin, istek olmasa da yargılamanın her aşamasında mahkememce re’sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşulu olup aynı taşınmazlara ilişkin sonraki günlü uyuşmazlıkların (önceki günlü) kesin hükme göre başkaca bir delil aranmaksızın çözümlenmesi zorunludur. Men’i müdahale ve kal ilamında davalılardan … taraf olmadığı için bu karar adı geçen davalı aleyhine kesin hüküm oluşturmasa da güçlü delil oluşturabilecek, güçlü delilin aksi de ancak aynı kuvvette delillerle kanıtlanabilecektir. Hal böyle olunca; Asliye Hukuk Mahkemesi ilamı ile kesin hüküm ve güçlü delil olguları göz önüne alınıp değerlendirilerek bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA 17.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.