Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/10595 E. 2011/4459 K. 09.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10595
KARAR NO : 2011/4459
KARAR TARİHİ : 09.05.2011

MAHKEMESİ : Bandırma Asliye 2. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı borçlu şirket tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu takipteki bonoyu muvazaalı olarak düzenledikleri ve takibinde muvazaalı olduğunu ileri sürerek takibin ve bononun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı … usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalılar arasındaki takibin muvazaalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı borçlu Şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak, hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ). Genelde borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
İİK’nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında davacı alacaklı tarafından kesin veya geçici aciz belgesinin ibraz edilmesi gerekir. Somut olayda davacı tarafından dosyaya kesin aciz belgesi ibraz edilmemiştir. Davacının yaptığı takiplerde davalı borçlunun borcu karşılamaya yetecek malı bulunmadığını gösteren haciz tutanakları da mevcut değildir. Aciz belgesi davanın her aşamasında hatta karar düzeltme aşamasında dahi ibraz edilebilir. Davalı borçlunun aczini gösteren kesin ya da geçici aciz vesikası dava şartı olduğundan mahkemece aciz halini gösteren belgeler sunulmadan davanın kabulüne karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı borçlu şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı borçlunun sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı borçlu sigorta şirketine geri verilmesine 09.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.