Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2019/261 E. 2022/489 K. 07.04.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/261
KARAR NO : 2022/489
KARAR TARİHİ : 07.04.2022

MAHKEMESİ : Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)

1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 3. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın esastan reddine karar verilmiştir.
2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/60 E., 2014/475 K. sayılı dosyası ile açtığı alacak davasında taşınmazlar üzerine konulan ihtiyati tedbirin, davanın kabulüne karar verilmesine rağmen mahkemenin o dönemki hâkimi tarafından duruşma dışında ve dosya üzerinden 16.04.2012 tarihinde verilen bir ara karar ile kaldırıldığını, davacı vekili olarak bu kararın tarafına tefhim veya tebliğ edilmediğini, bu nedenle müvekkilinin alacağını tahsil edemez duruma düştüğünü, doğan zarar ile ilgili olarak Adalet Bakanlığına yapılan ödeme talebinin reddedildiğini, Balıkesir İdare Mahkemesine yapılan başvurunun görev yönünden reddedildiğini, bu durumda hâkimin kusurlu işlemi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46 vd. maddeleri gereğince tazmininin gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, 70.000TL alacağın son ödeme tarihi olan 15.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini ayrıca sorumluluk koşullarının da oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Özel Daire Kararı:
6. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.07.2017 tarihli ve 2017/1 E., 2017/2 K. sayılı kararı ile;
“…DAVA : Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Balıkesir 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/60 E.-2014/475 K.sayılı dosyası ile ödediği bedelin iadesi için dava açtığını; bu dosyada müvekkiline verilmesi vaadedilen dairenin kaydına ihtiyati tedbir konulduğunu, yapılan yargılama sonrasında davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemenin kararını Balıkesir 5.İcra Müdürlüğünün 2015/3059 E.sayılı dosyası üzerinden icraya koyduğunu, Balıkesir İcra Müdürlüğünün Tapu Sicil Müdürlüğüne yazmış olduğu yazılar sonrasında tedbir konulan taşınmazların icra takibinden önce satıldığından taşınmazlar üzerine haciz konulamadığını gördüğünü; araştırması sonrasında Balıkesir 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin o dönemki Hakimi …’ın 16.04.2012 tarihinde duruşma dışı ve dosya üzerinden verilen bir ara karar ile ihtiyati tedbiri kaldırdığını öğrendiğini; davacı vekili olarak bu kararın tarafına tefhim veya tebliğ edilmediğini, müvekkilinin hakimin duruşma dışı verdiği ve tebliğ dahi etmediği ara kararı nedeniyle alacağını tahsil edemez durumunda olduğunu, zararı ile ilgili olarak …’na yapmış olduğu ödeme talebinin reddedildiğini; Balıkesir İdare Mahkemesine başvurmuş ise de, bu davanın da görev yönünden reddine karar verildiğini; şu durumda, Hakimin kusurlu işlemi nedeniyle davacı tarafın uğradığı zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 70.000,00 TL alacağın son ödeme tarihi olan 15.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımına uğradığını, sorumluluk koşullarının da oluşmadığından davanın reddi gerektiği savunmasında bulunmuştur.
İHBAR OLUNAN: duruşmadaki beyanında; yapılan işlemlerde bir usulsüzlüğün olmadığını, verilen tedbir kararının usulüne uygun olarak kaldırıldığından davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
GEREKÇE : Dava, hakimin sorumluluğu hukuksal nedenine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Hakimlerin hukuki sorumluluğu …nun 46-49.maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Yasa’da gösterilen sorumluluk nedenleri, örnek niteliğinde olmayıp; sınırlı ve sayılı durumları ifade etmektedir.
Somut olayda, verilen tedbir kararının daha sonra itiraz üzerine kaldırılması nedeniyle zarar gördüğünden bahisle maddi tazminat talebinde bulunulmuştur.
Dava ile ilgili Balıkesir 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/60 E., Balıkesir 5.İcra Müdürlüğünün 2015/3059 E.sayılı dosyaları ve tapu kayıtları getirtilip incelenmiştir.
Başlangıçta dava 4.Hukuk Dairesine açılmış ise de, 4.Hukuk Dairesi görevsizlik kararı vererek dava dosyasını Dairemize göndermiştir.
Davacı yan verilen ihtiyati tedbir kararının bilahare kaldırılması nedeniyle zarara uğradığını bildirerek iş bu tazminat davasını açmıştır. 6100 sayılı …nun 389 ve devamı maddeleri dikkate alındığında, tedbir konulan taşınmazların davaya konu olmadığı, davacının Balıkesir 2.Asliye Hukuk Mahkemesine açmış olduğu davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olduğu, buna rağmen uyuşmazlık konusu olmayan taşınmazlar üzerine davacı tarafın talebi üzerine ihtiyati tedbir konulduğu, bilahare davanın taraflarından ve taşınmazlar maliki olan Ceyda Emlak Yapı İnş.Gıda Tur.Nak. San.Tic.Ltd. Şti.’nin ihtiyati tedbire itiraz etmesi üzerine tedbirin kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Şu halde, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kararları ve yine temyiz incelemesi sonucunda verilen kararlar; nispi birer değer yargısı niteliğindedir. Yargısal işlemlerin özünde mevcut bulunan farklı kabul ve yorumlar olağan sayılmalıdır. Hukuki süreç bu şekilde tamamlanmaktadır. Tazminat istemi yasa yolları düzenlenmiş bulunan yargısal işlem ve kararlara ilişkindir.
Hatalı olduğu ileri sürülen yargısal işlemlerde, devletin sorumluluğu ve rücuyu gerektirir herhangi bir delil davacı tarafça ortaya konulamamıştır. Sınırlı ve sayılı hukuki sorumluluk nedenlerinden hiç birisi eldeki davada mevcut değildir. …nun 46 ve davamı maddesindeki şartların hiç birisi oluşmamıştır. Şu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 49.maddesi uyarınca, davanın esastan reddi halinde disiplin para cezası taktir edilerek hüküm altına alınması gerekir. Bu konuda, para cezasında yeniden değerleme oranında yapılması gereken artırım miktarı ile dava konusu olayın gelişim biçimi ve dosyaya yansıyan olgular gözönünde tutularak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-…nun 46.maddesinde öngörülen koşullar olluşmadığından davanın esastan REDDİNE;
2-…nun 49.maddesi uyarınca taktiren 1.000,00 TL disiplin para cezasının davacıdan tahsiline;
3-Davanın reddi nedeniyle alınması gereken 65,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.195,43 TL’den düşümü ile kalan 1.130,03 TL’nin istek halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine;
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına taktir olunan 8.050 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine;
5-Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına;
6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. ÖN SORUN
8. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, HMK’nın 74. maddesine uygun şekilde davacı vekiline verilmiş, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açılabilmesine dair, açık yetki içeren vekâletname bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.

III. GEREKÇE
9. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hâllere dava şartları denir.
10. Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s. 190).
11. Dava şartlarının neler olduğu HMK’nın 114. maddesinde belirtilmiş olup anılan düzenlemenin 1. bendinin (f) alt bendinde “Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması” dava şartı olarak düzenlenmiştir.
12. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda herhangi bir somut düzenleme olmaması nedeniyle 04.02.1959 tarihli ve 1957/14 E., 1959/6 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı çerçevesinde çözümlenen, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine açılan tazminat davalarında vekâletname sorunu, HMK’nın 74. maddesinde hükme bağlanmış, söz konusu hüküm ile vekâletnamede özel yetki bulunmaması hâlinde hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açılamayacağı kabul edilmiştir.
13. Dava şartlarından birisinin eksik olması hâlinde nasıl hareket edileceği de HMK’nın 115. maddesinde düzenlenmiştir. Dava şartı eksikliği tamamlanabilir bir eksiklik olduğuna göre HMK’nın 115/2. maddesi uyarınca davacıya HMK’nın 74. maddesine uygun vekâletname ibraz etmesi için kesin süre verilmesi gereklidir.
14. Somut olayda, davacı vekili tarafından ibraz edilen 06.07.2010 tarihli vekâletnamede; sadece “hakimleri ve katipleri redde ve yakınmaya” yetkisinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine, Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2018 tarihli ve 2018/3-413 E., 2018/935 K. sayılı geri çevirme kararı doğrultusunda davacıya HMK’nın 74. maddesine uygun vekâletname ibraz etmesi için onbeş günlük kesin süre verildiği ancak söz konusu eksikliğin giderilmediği anlaşılmaktadır.
15. Hâl böyle olunca, anılan vekâletname eksikliğinin giderilmemesi nedeniyle HMK’nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesini sağlamak için işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeksizin açıklanan usulî nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Bozma nedenine göre işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeksizin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın usulden BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 07.04.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.