YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2022/121
KARAR NO : 2022/904
KARAR TARİHİ : 14.06.2022
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “Tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kırklareli İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı … İç ve Dış Tic. A.Ş’de 15.08.1989 tarihinde verilen işe giriş bildirgesi ile işe başladığını, ancak Kuruma başvurduğunda sigorta başlangıç tarihinin 01.10.2000 tarihi olduğunu öğrendiğini ileri sürerek davacının işe giriş bildirgesine göre 15.08.1989 tarihinde en az bir gün sigortalı çalıştığının tespiti ile sigortalılığının tüm sigorta kollarında bu tarihten itibaren sigortalılık başlangıcı sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı … (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği döneme ait çalışmasının mevcut olmadığını, davanın kamu düzenini ilgilendiren nitelikte olduğunu ve özel duyarlılıkla çalışma olgusunun araştırılması gerektiğini ayrıca hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemenin Birinci Kararı:
6. Kırklareli İş Mahkemesinin 06.06.2013 tarihli ve 2013/26 E., 2013/279 K. sayılı kararı ile; Kurum kayıtları ve tanık anlatımı ile kolluk araştırma raporuna göre davacının dava dışı işveren bünyesinde 15.08.1989 tarihinde en az bir gün sigortalı ve asgari ücretli olarak çalıştığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
7. Kırklareli İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 21.04.2014 tarihli ve 2013/13390 E., 2014/8571 K. sayılı kararı ile; fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği, dinlenen davacı tanığının hizmet cetveli ve işe giriş bildirgeleri Kurumdan istenerek dava dışı işyerine ait dönem bordrolarında sigortalı kaydı yer alan çalışanlardan tespit edilecek bordro tanıklarının beyanlarının alınması beyanları ile yetinilmediği takdirde tespit edilecek komşu işyerlerinde çalışanlarının tanık olarak beyanlarına başvurulması, davacının sigorta sicil numarasının Kurumun hangi ünitesince verildiği, hangi yılın ve ayın serilerinden olduğunun sorulması, sigortalı işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılması böylece tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre fiili çalışmanın mevcut olup olmadığına karar verilmesi gerektiği, ayrıca 11.10.1971 doğumlu davacının 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun (506 sayılı Kanun) geçici 54 maddesi atfı ile uygulanması gereken aynı Kanun’un 60/G maddesi uyarınca 18 yaşını doldurduğu 11.10.1989 tarihinden evvel sigortalı sayılmasının yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin İkinci Kararı:
9. Kırklareli İş Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli ve 2014/56 E., 2016/79 K. sayılı kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu davacıya ait imzalarla 15.08.1989 işe giriş tarihli işe giriş bildirgesindeki imza arasında noktalama işaretinin yapılışı gibi özellikler yönünden benzerlikler görüldüğü, işe giriş bildirgesinin verilmiş bulunmasının en az bir günlük çalışmaya karine teşkil ettiği, karinenin aksini gösterir hiç bir delil sunulmadığı gibi duruşmada dinlenen tanığın dahi çalışma olgusunu doğruladığı, bilirkişi raporu, tanık anlatımları ve sigorta belgelerinde davacının belirtilen tarihte dava dışı işyerinde çalıştığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
10. Kırklareli İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
11. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 13.06.2016 tarihli ve 2016/8659 E., 2016/9823 K. sayılı kararı ile; davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin II numaralı fıkrasına, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen (D) bendinde “El halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnız iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kolları uygulanır. Ancak bunlar istekleri halinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kolları bakımından 85 inci madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olabilirler” hükmünün yer aldığı, 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun’un 57. maddesiyle söz konusu hükmün yürürlükten kaldırıldığı ancak Kanun’da yürürlükten kaldırmaya yönelik yasama işleminin geriye yürütüleceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı, davacının dava dışı işyerinin halı dokuma atölyesinde 15.08.1989 tarihinde çalıştığının anlaşılmış olmasına göre ihtilaf konusu dönem itibariyle sözü edilen 3. maddenin II. fıkrasının D bendi uyarınca yazılı nitelikteki hizmetinin 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin Üçüncü Kararı:
12. Kırklareli İş Mahkemesinin 08.03.2018 tarihli ve 2016/165 E., 2018/79 K. sayılı kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu dava dışı işveren … İç ve Dış Ticaret AŞ’ye ait “Kırklareli İli Değirmencik Köyü” adresindeki halı dokuma mahiyetli işyerinin 01.08.1987 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, 31.08.1989 tarihinde kanun kapsamından çıkarıldığı, işveren tarafından davacı adına 15.08.1989 tarihinde işe giriş bildirgesi verildiği, 1989 yılı Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin olarak “Sigorta Primleri Bordrosu” düzenlendiğinin SGK kayıtları ile sabit olduğu, yine dosya kapsamında bordro tanığının beyanı ile davacının bu işverene ait işyerinde 15.08.1989 tarihi itibariyle fiilen çalışmış olduğunun teyit edildiği, keza işe giriş bildirgesi verilmesinin en az bir günlük çalışmaya karine teşkil ettiğinin Yargıtayın emsal kararları ile de sabit olduğu, nitekim benzer uyuşmazlıklarda verilen davanın kabulüne dair kararların Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 16.11.2017 tarihli ve 2016/15282 E., 2017/9337 K., 2016/16248 E., 2017/9342 K. ile 2016/15755 E., 2017/9339 K. sayılı ilamları ile onandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin Üçüncü Bozma Kararı:
13. Kırklareli İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
14. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 07.02.2019 tarihli ve 2018/3577 E., 2019/720 K. sayılı kararı ile; “..Yerel mahkemece, Dairemizin bozma kararına uyulmasına karar verilmesine rağmen gereği yerine getirilmemiştir.Dairemizin 13.06.2016 tarih ve 2016/8659 Esas-2016/9823 Karar sayılı ilamında ”Somut olayda; davacının dava dışı işyerinin halı dokuma atölyesinde 15/08/1989 tarihinde çalıştığının anlaşılmış olmasına göre ihtilaf konusu dönem itibariyle bentte yazılı nitelikteki hizmetin 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulmaksızın Mahkemece yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.” gerekçesiyle davanın reddi istenmiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
15. Kırklareli İş Mahkemesinin 13.06.2019 tarihli ve 2019/48 E., 2019/158 K. sayılı kararı ile: mahkemenin 2016/165 Esas 2018/79 sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
16. Direnme kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli ve 2019/(21)10-687 E., 2021/765 K. sayılı kararı ile; “..37. Somut olayda; kararın Özel Dairece, 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (II) numaralı fıkrasının (D) bendi gereği 15.08.1989 tarihli çalışmanın ihtilaf konusu dönem itibariyle 506 sayılı Kanun hükümleri gereğince uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceği ve davanın reddi gerektiği belirtilerek bozulduğu, mahkemece önceki hükümde direnildiği, direnme kararında önceki kararın gerekçesi ile bozma kararına yer verildikten sonra “..Mahkememizin 2016/165 Esas 2018/79 sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle anılan kararda direnilmesine..” yazılmak suretiyle direnildiği, bu hâli ile Anayasa’nın ve HMK’nın aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan verilen direnme kararının Özel Daire bozma kararının hangi neden ya da nedenlerle yerinde olmadığına ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği görülmüştür.
38. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, Anayasa’nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile ona koşut düzenleme içeren HMK’nın 297. maddesindeki hükümler gözetilerek ve özellikle bozma kararında yer verilen bozma nedenlerine karşı, direnmenin gerekçesini de (gerekirse yeni bir hüküm oluşturmayacak şekilde yasal sınırlarda genişleterek) açıkça kaleme alarak kararda göstermek olmalıdır…” gerekçesiyle sair temyiz itirazları incelenmeksizin karar bozulmuştur.
17. Kırklareli İş Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2021/147 E., 2021/200 K. sayılı kararı ile; Hukuk Genel Kurulunun usule ilişkin bozma kararı gereği yerine getirilerek davacının dava konusu ettiği dönemdeki çalışmasının hizmet aktine dayalı sigortalı çalışma olduğu, bu nedenle 506 sayılı Kanunun 3/II-D bendinin davacı hakkında uygulanamayacağı ve davacının tüm sigorta kollarında sigortalı olarak fiilen çalıştığı ve dava konusu çalışmasının 506 sayılı Kanun’un 2. ve 6. maddeleri gereğince tüm sigorta kollarına tabi sigortalı çalışma şartlarını sağladığı, tanık beyanlarına göre de fiili çalışmanın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne davacının 15.08.1989 tarihinde en az bir gün sigortalı olarak asgari ücret ile çalıştığının ve tüm sigorta kollarında sigorta başlangıç tarihinin 15.08.1989 tarihi olarak tespiti yönünde direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
18. Direnme kararı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
19. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava dışı halı dokuma mahiyetli işyerinde 15.08.1989 tarihinde sigortalılık başlangıç tarihinin tespitinin talep edildiği eldeki davada; 506 sayılı Kanun’un 3.maddesinin II numaralı fıkrasına 20.06.1987 tarihli ve 3395 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen ancak 29.07.2003 tarihli 4958 sayılı Kanun’un 57. maddesiyle yürürlükten kaldırılan (D) bendi dikkate alındığında uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık tespiti yapılıp yapılamayacağı; buradan varılacak sonuca göre 15.08.1989 tarihinin davacının sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
20. 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08/06/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 20’inci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” yönünde düzenleme bulunmaktadır.
21. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 108. maddesine göre, “Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında nazara alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı, sigortalının, yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihtir.
Tahsis işlerinde nazara alınan sigortalılık süreleri, bu sürenin başlangıç tarihi ile, sigortalının tahsis yapılması için yazılı istekte bulunduğu tarih, tahsis için istekte bulunmuş olmayan sigortalılar için de ölüm tarihi arasında geçen süredir”.
22. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden Kanun’un 79. maddesinin 10. fıkrasında düzenlenen ve “hizmet tespiti davası” olarak nitelendirilen bir görünüm arz etmektedir.
23. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79. maddesinde ise; “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” düzenlemesi bulunmaktadır.
24. Mülga 506 sayılı Kanun’un 2. ve 6. maddelerinde öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak bu kimselerin ayrıca aynı Kanun’un 3. maddesinde sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 506 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan açık hüküm gereğidir.
25. Öte yandan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde kısa vadeli sigorta kollarının iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortası kollarını; uzun vadeli sigorta kollarının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarını ifade ettiği belirtilmiştir.
26. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506 sayılı Kanun’da olduğu gibi her bir sosyal riski güvence altına alan bir sosyal sigorta sistemi benimsememiş, sosyal tehlikeleri kendi içinde gruplandırarak uzun vadeli sigorta kolu ile kısa vadeli sigorta kolu olmak üzere iki sigorta kolu içinde düzenlemiştir (Güzel, Ali/Okur, Ali Rıza/Caniklioğlu Nurşen; Sosyal Güvenlik Hukuku, Yenilenmiş 18. Bası, İstanbul 2020, s.463).
27. Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu kısa vadeli sigorta kollarından olan iş kazası ve meslek hastalığı (birlikte), hastalık ve analık sigortalarını ayrı ayrı düzenlemiş, bunların primlerini ayırmışken 5510 sayılı Kanun bu sigorta kollarını “Kısa Vadeli Sigorta Hükümleri” başlığı altında birlikte düzenlemiş bulunmaktadır. Bu sigorta kollarının ortak özellikleri kısa vadede ortaya çıkan risklerden oluşması ve fon biriktirme esasına dayanmamasıdır (Tuncay, A.Can/Ekmekçi, Ömer; Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, Yenilenmiş 20.Bası, İstanbul 2019, s.387).
28. Belirtilmelidir ki kısa vadeli sigorta kolları anlık oluşabilecek riskleri kapsamakta, sigortalıları kısa vadede oluşabilecek risklere karşı koruma fonksiyonunu yerine getirmektedir.
29. Kısa vadeli sigorta kollarından olan iş kazası ve meslek hastalığı sigortası mesleki risk; hastalık ve analık sigortaları ise fizyolojik risk grubunu oluşturmaktadır. Sosyal güvenlik sistemlerinin temel amacı iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık gibi risklerin ortaya çıkması durumunda bu tür risklerle karşılaşan sigortalılara ekonomik bir güvence sağlamaktır. Bu nedenle SGK, sigortalıların bu riskler karşısındaki kayıplarını önlemek ve olumsuzluklarını gidermek için çeşitli maddi yardımlar ve haklar sağlamaktadır.
30. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 16. maddesinde iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar düzenlenmiştir. Bu haklar sigortalıya geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi, sürekli iş göremez durumuna girmiş olan sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması, gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği; ve iş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için ilgili maddede belirtilen yakınlarına cenaze ödeneği verilmesi olarak sıralanmıştır.
31. Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda kısa vade sigorta kolları gibi uzun vade sigorta kolları da tanımlanmamış malûllük, yaşlılık ve ölüm sigorta kolları olarak ayrı ayrı düzenlenmiştir.
32. Malûllük durumu uzun vadeli sigorta kolu içinde düzenlenen ilk sosyal tehlikedir. Malûllük yaşlılık ve ölüm gibi kalıcı ve sürekli etki yaratır. Bu nedenle bu kapsamda yapılan yardım da süreklilik taşır. Malûl duruma düşmesi nedeniyle çalışamayan ve ücretinden yoksun kalan sigortalıya mahrum kaldığı bu gelir, uzun vadeli sigorta kolundan sağlanır (Güzel/Okur/Caniklioğlu s. 463).
33. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre uzun vadeli sigorta kolları arasında yer alan yaşlılık sigortası kolu da yine uzun süreli yardım yapan sigorta türü olup sosyal sigortaların kuşkusuz en önemli kollarından birisidir. Bu sigorta kolu ile çalışma gücünü kaybetmiş veya çalışma gücü azalmış sigortalılara yaşamlarını idame ettirmek için sosyal güvence sağlanması amaçlanır.
34. Uzun vadeli sigorta kolları arasında son düzenlenen ölüm sigortası ise sigortalının ölümü hâlinde geride kalanların başka bir deyişle geçimi sigortalı tarafından sağlanan aile bireylerinin geleceklerini güvence altına almayı amaçlar. Korumanın kapsamı ölenin geride biraktığı aile bireyleridir. Ancak bunun sosyal sigortalar uygulamasındaki özelliği, sigortalının iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan bir nedenden ötürü ölümü hâlinde geride kalanlarına gelir bağlanması ve bazı yardımlar sağlanmasıdır. Nitekim sigortalının iş kazası ve meslek hastalığı dolayısıyla ölümü hâlinde geride kalanlarına yapılacak yardımlar ve bunların koşulları iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasında düzenlenmiş bulunmaktadır (Tuncay/Ekmekçi; s.546).
35. Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise hizmet süresinin kurumlara emeklilik keseneği veya malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödenmiş süreleri ifade ettiği belirtilmiştir.
36. Gelinen bu noktada “el halıcılığı dokuma işi” üzerinde durulmalıdır.
37. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk hâlinde “el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar” hakkında özel bir düzenleme bulunmamakta iken 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 20.06.1987 tarihli ve 3395 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı sayılmayanlar başlıklı” 3. maddesinin II numaralı fıkrasına (D) bendi eklenmiş olup buna göre;
“D) El halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnız iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kolları uygulanır. Ancak bunlar istekleri halinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kollan bakımından 85 inci madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olabilirler”.
38. Söz konusu hüküm 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun’un 57. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup yürürlükten kaldırmaya yönelik yasama işleminin geriye yürütüleceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır.
39. Şu durumda 09.07.1987–05.08.2003 (dahil) dönemi bakımından 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin II numaralı fıkrasının D bendinde belirtilen el halıcılığı dokuma işlerinde geçen hizmetin uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceği belirgindir.
40. İşe giriş bildirgesinde yazılı çalışma başlangıç tarihinin uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigorta başlangıç tarihi kabul edilebilmesi için çalışmanın da uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak geçmesi gerekir.
41. 09.07.1987–05.08.2003 (dahil) dönemi bakımından el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar kısa vadeli sigorta kollarına tabi olup uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmadıklarından, bunların bu iş yerlerinde sigortalı oldukları ilk tarihin sigorta başlangıç tarihi kabul edilmesine imkân bulunmamaktadır.
42. Somut olayda dava dışı … İç ve Dış Ticaret A.Ş. unvanlı işyerinden davacı adına 15.08.1989 tarihli ilk işe giriş bildirgesinin düzenlendiği ve Kurum kayıtlarına intikal ettiği, dava dışı işveren tarafından 1989 yılı 2. dönem malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olmayanlar yönünden düzenlenen dönem bordrosunda davacı adına 10 günlük hizmet bildirildiği, davalı Kurum tarafından anılan tarihin tüm sigorta kollarına tabi sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmemesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
43. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalara, somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgulara göre; davacının, dava dışı işverene bağlı olarak yerine getirdiği faaliyetin “el halıcılığı dokuma işi” olduğunun anlaşılması karşısında uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun’un 3/II-(D) bendine göre el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanların hakkında iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kolları uygulanacağından malûllük, yaşlılık, ölüm sigortaları kollarına tabi olamayacakları ve bu hükmün sonucu el halıcılığı dokuma işinde çalışmaya başlanılan tarihin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden talep edilen tarihin tüm sigorta kollarına tabi sigorta başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesi hatalıdır.
44. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
45. O hâlde direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14.06.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.