YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2388
KARAR NO : 2011/8844
KARAR TARİHİ : 13.12.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyiz istemine konu 206 ada 24, 25 ve 52 parsel sayılı 2.727, 2.727 ve 2.664,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … mirasçıları olan …, … ve … adlarına elbirliği halinde mülkiyet şeklinde tespit edilmiştir. Davacılar …. ve …, İshak terekesinin taksim edildiği iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacıların taksim olgusunu kanıtlayamadıkları kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli değildir. Temyiz istemine konu çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek murisi olan babaları İshak’tan intikal ettiği hususunda taraflar arasında anlaşmazlık bulunmamaktadır. Davacılar, terekenin 1996 yılında taksim edildiği ve çekişmeli taşınmazların kendilerine isabet ettiği iddiasına dayanmaktadırlar. Davalılardan…, 29.06.2007 tarihli duruşmada davayı kabul etmişlerdir. Davalılardan sadece … davayı kabul etmemiş; taksimde kendisine yüzölçümü olarak daha az ve değeri düşük yer verildiğini, bu taksimi hiçbir zaman kabul etmediğini bildirmiştir. O halde taraflar arasındaki ihtilaf, terekenin yöntemine uygun şekilde taksim edilip edilmediği ve davalı …’ın taksime muvafakat edip etmediği hususlarına ilişkindir. İshak terekesine dahil olan … Köyü 126 ada 14 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında … adına tespit edildiği ve kadastrodan sonra üçüncü kişiye satıldığı anlaşılmaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile davalı tanığı ve davacı tanıklarının ağırlıklı beyanlarında İshak terekesinin taksim edildiğinden sözedilmekte ve son 10 yıldır herkesin kendi yerini kullandığı, kadastroya kadar mirasçılar arasında bir anlaşmazlık çıkmadığı ifade edilmektedir. Ne var ki mahkemece, terekenin taksim edildiği yönündeki ağırlıklı beyanlara neden değer verilmediği yeterince tartışılmamış, 126 ada 14 parsel sayılı taşınmazın … adına tespit edilip kadastrodan sonra üçüncü kişiye satılmasının ve son 10 yıldır herkesin taksimde kendisine verilen yeri kullanmasının … tarafından taksime muvafakat edildiği anlamına gelip gelmediği üzerinde durulmamış, tespite aykırı sonuca varıldığı halde 3402 sayılı Yasa’nın 30/1. maddesi hükmü uyarınca tespit
bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenmesi gerektiği düşünülmemiştir. Eksik inceleme ve yetersiz değerlendirmeyle karar verilemez. Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için, mahallinde, daha önce beyanlarına başvurulan yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tüm tespit bilirkişilerinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı; keşifte beyanlarına başvurulacak bilirkişi ve tanıklardan, İshak terekesinin tüm mirasçılarının katılımı ile yöntemine uygun şekilde taksim edilip edilmediği, taksimde kime neresinin düştüğü, davalı …’ın taksime ilişkin olarak kadastro tespit tarihine kadar bir uyuşmazlık çıkarıp çıkarmadığı, hangi taşınmazların hangi tarihten itibaren, kimler tarafından ve ne şekilde zilyet edildiği hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek İshak terekesinin davalı …’ın da katılımı ile paylaşılıp paylaşılmadığı, davalı …’ın paylaşıma muvafakat edip etmediği tartışılmalı, taksimde herbir mirasçıya eşit pay verilmesinin zorunlu bulunmadığı ve mirasçılar arasında görülen bu tür davalarda davayı kabul eden mirasçıların beyanlarının kendilerini bağlayacağı gözönünde tutulmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.