Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/1251 E. 2011/2659 K. 24.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1251
KARAR NO : 2011/2659
KARAR TARİHİ : 24.03.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün 2006/18848 Esas sayılı dosyasında yapılan 13.03.2007 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait faturalı mallar olduğunu, borçlularla ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, takibe dayanak alacağın… A.Ş. tarafından önce TMSF’ye, ardından kendilerine devredildiğini, haczin de hesap kat ihtarı ile hesap özetinin tebliğ edilmesine rağmen ödenmeyen kredi alacağı nedeni ile borçlular hakkında ilamsız icra takibi başlattıklarını, takip borçlusu ile üçüncü kişi şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, takip ve borç tarihinden sonra alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yaptıklarını, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2007/248 Esas sayılı dosya üzerinden tasarrufun iptali davası açtıklarını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlular) vekili,… A.Ş. tarafından borçlular hakkında takibe dayanak genel kredi sözleşmesi ile ilgili ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipler başlatıldığı, bu sırada 122.000,00.-TL ödendiği için TMSF’nin onayı ile taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırıldığını, ödenmiş ve zamanaşımına uğramış bir borç nedeni ile …Varlık …nin haklarında ilamsız icra takibi başlattığını, buna ilişkin açılan itirazın iptali davasının devam ettiğini, istihkak iddiasını kabul ettiklerini belirtmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ihtiyati haciz kararı uyarınca yapıldığı, borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine itirazın iptali davası açıldığı, takibin kesinleşmediği, ancak ihtiyati haczin geçerli olması nedeni ile bu aşamada istihkak iddiasının dinlenebileceği, takibe dayanak genel kredi sözleşmesinden doğan borcun 03.04.1996 itibarı ile kat edildiği, 11.10.2001’de alacağın TMSF’ye devredildiği, hesap özetinin borçlulara ilk ihtarnamenin tebliğ edildiği yerde 15.04.2002’de tebliğ edildiği, İİK’nun 68. maddesinde öngörülen sürede itiraz edilmediği, ticaret sicil kayıtlarında borçlu şirketin bu adresten 04.04.1996’da ayrıldığının gözüktüğü, 2002 ve 2003 yılında düzenlenen faturalarda burasının üçüncü kişinin adresi olarak da gösterildiği, alacağın 01.02.2006’da bu kez …Varlık …ne devredildiği, borçlular hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığı, 26.12.2006’da ödeme emrinin yine haciz adresinde tebliğ edildiği, ancak şikayet yolu ile açılan davada usulsüz yapılan tebliğ işleminin iptaline karar verildiği, iki şirket arasında aynı adreste faaliyet göstermeleri ve ortaklarının aynı kişiler olması nedeni ile organik bağ bulunduğu ve alacaklıdan mal kaçırmak için örtülü iş yeri devri yapıldığı, tazminata ilişkin yasal koşulların oluşmadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Takip borçluları dava konusu hacze esas 04.04.2007 günlü ihtiyati haciz kararına itiraz etmişler, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 31.12.2007 gün, 2007/287 sayılı görevsizlik kararı ile dosya borca itirazla ilgili alacaklının İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açtığı 2007/287 Esas sayılı itirazın iptali dava dosyasına gönderilmiştir. Öte yandan davalı alacaklı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2007/248 Esas sayı ile tasarrufun iptali davasını açtığını belirtmektedir
Tüm bu davaların sonucunda verilecek kararlar istihkak davasının sonucunu etkileyecek niteliktedir. Mahkemece bu davaların akıbeti araştırılıp, sonucu beklenmeden işin esasına yönelik yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 24.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.