YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/451
KARAR NO : 2022/974
KARAR TARİHİ : 21.06.2022
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
1. Taraflar arasındaki “maddi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün (TCDD) istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı TCDD hakkındaki davanın yargı yolu yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davalı … İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (… İnşaat A.Ş.) yönünden ise davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin verilen karar davacılar ve davalı TCDD vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerine ait tarla vasıflı taşınmazın davalı … İnşaat A.Ş.’nin yüklenici, diğer davalı TCDD’nin ise asıl yüklenici olduğu Ankara-İstanbul hızlı tren hattı üzerinde bulunduğunu, tren hattı inşaatının yapımı sırasında davalıların moloz ve hafriyat yığını dökmek suretiyle müvekkillerinin taşınmazına zarar verdiğini, taşınmazın kullanılamaz hâle geldiğini ileri sürerek zararın tespiti ile eski hâle getirme bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5.1. Davalı TCDD vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davaya idari yargı yerinde bakılması gerektiğini, esas yönden ise sorumluluğun yüklenici firmaya ait olduğunu, davacıların bu davayı açmakta hukukî yararlarının bulunmadığını, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine göre açılacak tescil davasında taşınmaz hakkında yeniden ve nihai bir değer tespiti yapılacağını, dava konusu parselle ilgili olarak kamulaştırma planlarının hazırlandığını ve ilgili Kanunun 8. maddesine göre uygulama yapılacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
5.2. Davalı … İnşaat A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazları olduğunu, müvekkilinin hızlı tren hattı projesi inşaatı sırasında çıkan hafriyatları resmî depo sahasında depoladığını, davacılara ait taşınmazın bulunduğu bölgede başka bir firmanın iş yaptığını, haklarında maddi hata sonucu dava açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve 2014/586 E., 2017/389 K. sayılı kararı ile; davacıların miras yoluyla hissedar olduğu dava konusu taşınmazın bir kısmının kamulaştırıldığı, geriye kalan kısma ise moloz ve hafriyat dökmek suretiyle haksız olarak TCDD tarafından el atıldığı gerekçesiyle davalı … İnşaat A.Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yönünden reddine, diğer davalı TCDD aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulü ile 60.900TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
7. Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ile davalı TCDD vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince 20.03.2019 tarihli ve 2018/961 E., 2019/517 K. sayılı kararı ile; davalı TCDD’ye kamusal görev olarak verilen demiryolu yapım işinin kusurlu ve kötü yürütülmesi sonucunda doğan zararın hukuken hizmet kusurundan doğan zarar niteliğini taşıdığı, 11.02.1959 tarih ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırmasının idari bir tasarruf olduğu, bu kararı yerine getirmek üzere yapılan plan ve projeler gereğince işin görülmesinin de idari eylem niteliğinde olduğunun belirtildiği, buna göre idari karar ve eylemlerden kaynaklanan zararlara ilişkin davaların idari yargı yerinde tam yargı davası olarak görülmesi gerektiği, bu nedenle davalı TCDD Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece davalı TCDD yönünden verilen kararın kaldırılarak dava dilekçesinin yargı yolu nedeniyle reddine; davalı … İnşaat yönünden ise verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı TCDD vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
10. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 01.10.2019 tarihli ve 2019/2062 E., 2019/4248 K. sayılı kararı ile; “…Bir kamu kurumu tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında devlet malı olmayan yerlerden toprak veya kum alınması yahut böyle yerlere toprak, kum veya moloz yığılması neticesinde doğan zararların ödetilmesi istekleri, başkasının malına kamu kurumunun dilediği gibi el atma hakkı bulunmadığı ve plan veya projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre el atılabilmesini gerektirecek esaslar konulamayacağı nedeniyle haksız eylemden doğan tazminat davalarına adli yargı yerinde bakılması gerekir.
Temyize konu edilen davada davacılar, kendilerine ait taşınmaza davalı TCDD tarafından diğer davalı şirkete ihale ile yaptırılan iş sırasında taş ve moloz yığıldığını, toprak yapısının bozulduğunu, tarım yapılamaz hâle getirildiğini belirterek, uğradığı zararının tazminini istediğine göre, yukarıda yazılı esasları belirten 11/02/1959 günlü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının III. bendi göz önünde bulundurulmaksızın davalı TCDD Genel Müdürlüğü yönünden dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirmiştir…” gerekçesi ile karar oy çokluğuyla bozularak dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
11. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 21.01.2020 tarihli ve 2019/2079 E., 2020/43 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, TCDD aleyhine hızlı tren projeleri ile ilgili olarak açılmış olan benzer mahiyetteki davalarda Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin benzer kararlar verdiği, 11.02.1959 tarih ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının ilk bendi de dikkate alındığında idari karar ve eylemlerden kaynaklanan ve bir kamusal görevin ifası sırasında meydana gelen zararın tazmini için açılan davada idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararının davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 29.09.2020 tarihli ek karar ile davacılar vekilinin dosyaya temyiz dilekçesi göndermeksizin temyiz harcı yatırdığının belirlenmesi üzerine davacılar vekiline gönderilen muhtıraya rağmen temyiz dilekçesinin dosyaya gönderildiği ve UYAP sisteminde de temyiz dilekçesinin varlığı tespit edilemediğinden davacılar vekilince dosyaya sunulmuş bir temyiz dilekçesinin bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Temyiz isteminin reddine ilişkin ek karar davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın adli yargı yerinde mi, yoksa idari yargı yerinde mi görüleceği noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
14. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle eldeki davada; davacılar vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın yerinde olup olmadığı, varılacak sonuca göre ek kararın kaldırılarak esasa yönelik temyiz incelemesinin yapılmasının gerekip gerekmeyeceği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
IV. GEREKÇE
15. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar vardır.
16. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 361/1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi tarafından verilen temyize kabil kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
17. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun temyiz dilekçesinin verilmesi usulünü düzenleyen 365. maddesi;
“(1) Temyiz dilekçesi, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya Yargıtayın bozması üzerine hüküm veren ilk derece mahkemesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilir.
(2) Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmişse temyiz defterine kaydolunur ve durum derhâl kararı temyiz edilen mahkemeye bildirilir.
(3) Temyiz edene ücretsiz bir alındı belgesi verilir” hükmünü taşımaktadır.
18. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun kıyas yoluyla uygulanabilecek hükümleri düzenleyen 366. maddesinde, bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 349 ve 352 nci maddeleri hükümlerinin, temyizde de kıyas yoluyla uygulanacağı düzenlenmiştir.
19. Aynı kanunun temyiz yolunda kıyasen uygulanabilecek hükümlerden olan 343. maddesinde;
“(1) İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir. İstinaf dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse, o mahkemece bölge adliye mahkemesi başvuru defterine kaydolunur ve başvurana ücretsiz bir alındı belgesi verilir.
(2) Kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmiş olan istinaf dilekçesi, bu mahkemece yukarıdaki fıkraya göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte gönderilir. Bu durum derhâl mahkemesine bildirilir.
(3) İstinaf yoluna başvurma tarihi konusunda 118 inci madde hükmü uygulanır.
(4)Dosya, kararı veren mahkemece, istinaf dilekçesinde gösterilen daire ile bağlı kalınmaksızın, ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilir ” hükmü düzenlenmiştir.
20. Yukarıdaki maddede atıfta bulunulan HMK’nın 118. maddesinde ise;
“(1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir.
(2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir” düzenlemesi mevcuttur.
21. 06.08.2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’de (Yönetmelik) benzer düzenlemeler bulunmakta olup, Yönetmeliğin ikinci kısmında 8-104 maddeleri arasında bölge adliye mahkemelerinin idari işleri ve yazı işleri hizmetleri düzenlenmiştir.
22. Yönetmelik’te kanun yolu başvuru işlemlerini düzenleyen 68. maddesinde;
“(1) Kanun yoluna başvuru dilekçesi, ön büro veya yazı işlerinde görevli personele teslim edilir.
(2) Kanun yoluna başvuru dilekçesi harca tabi değilse hemen, harca tabi ise harç ödendikten sonra sisteme kaydedilir ve başvuru sahibine ücretsiz alındı belgesi verilir.
(3) Alındı belgesi, kanun yolu dilekçesinin sisteme kaydedilmesi üzerine verilen belgedir. Alındı belgesi, dairenin adını, dosyanın esas ve karar numarasını, karar tarihini, tarafların ve varsa müdahillerin ad ve soyadlarını, davanın konusunu, başvurulan kanun yolu merciini, başvuru tarih ve saatini içerir.
(4) Kanun yolu başvurusu, kanun yolu dilekçesinin kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır.
(5) Başka yer bölge adliye mahkemesine verilen kanun yoluna başvuru dilekçelerinde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Başka yer yazı işleri müdürü veya görevli personel teslim aldığı dilekçe ve eklerini elektronik ortama aktarır, fizikî evrakı da gecikmeksizin ilgili mahkemeye gönderir.
(6) Herhangi bir nedenle elektronik ortamda işlem yapılamaması hâlinde durum bir tutanakla tespit edilir ve işlem fizikî ortamda yapılır. Elektronik sistem açıldığında fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır. Bu durumda kanun yolu başvuru dilekçesi tutanağın düzenlendiği tarihte verilmiş sayılır.
(7) Fiziksel ortamda kanun yolu başvurusu mesai saatleri içinde yapılır.
(8) Gerçek kişilerin UYAP Vatandaş Bilgi Sistemi üzerinden, tüzel kişi temsilcilerinin UYAP Kurum Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçeleri gönderebilmeleri için güvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Gerçek ve tüzel kişiler elektronik ortamda yapacakları kanun yolu başvurusunun harcını elektronik ortamda bölge adliye mahkemesi veznesinin bağlı olduğu banka hesabına aktarırlar. Bu işlemlerin kredi kartı gibi ödeme araçları ile yapılması sağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin UYAP üzerinden mahkeme ekranlarına düştüğü tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur.
(9) Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesi gönderilebilir. Bu işler için ayrıca elle atılmış imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için güvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Kanun yolu harçları avukat tarafından elektronik ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Bu işlemlerin Barokart veya kredi kartı gibi ödeme araçları ile yapılması sağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin UYAP üzerinden mahkeme ekranlarına düştüğü tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur.
(10) Elektronik ortamda kanun yolu başvurusu saat 00:00’a kadar yapılabilir.
(11) Kanun yoluna başvurulan dava veya işler, görevli daire doğru bir şekilde belirlendikten sonra dosya gönderme formu ve dizi pusulası UYAP üzerinden hazırlanarak ilgili mercie gönderilir. ” hükmü bulunmaktadır.
23. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yukarıda açıklanan ilgili hükümleri ile Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, temyizin yapıldığı tarih, temyiz dilekçesinin kaydedildiği tarihtir.
24. Somut olayda, dosya kapsamında bulunan tebliğ mazbatasına göre İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin direnmeye ilişkin gerekçeli kararı davacı vekiline 29.02.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacılar vekili temyiz harçlarını 03.03.2020 tarihinde yatırmış, ancak temyiz dilekçesini dosyaya sunmamıştır. Temyiz dilekçesinin dosya içerisinde fiziki olarak bulunmaması, elektronik ortamda da dilekçeye rastlanılmaması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekiline 10.07.2020 tarihli bir muhtıra tebliğ edilerek kararı süresi içerisinde temyiz ettiklerine dair herhangi bir adliyeden muhabere kanalıyla temyiz dilekçesi verip vermedikleri, vermiş iseler dayanağı olan belgelerle birlikte bir haftalık süre içerisinde bildirmeleri istenmiş, davacı vekili de bu muhtıraya cevaben 23.07.2020 tarihli dilekçesi ile elektronik ortamda yapılan hata nedeniyle dilekçenin UYAP’ta kaydının bulunmadığını düşündüklerine dair beyanda bulunmuştur. Bunun üzerine temyiz dilekçesinin varlığı tespit edilememiş ve 29.09.2020 tarihli ek karar ile davacılar vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
25. UYAP Sistemi Evrak İşlem Kütüğü kayıtları incelendiğinde davacılar vekilinin temyiz dilekçesini oluşturduğuna dair bir bilgiye sistemden ulaşılmadığı gibi davacılar vekili de temyiz dilekçesi olduğuna dair dosyaya bir bilgi ve delil sunmamıştır. Davacılar vekili, sistemsel bir hatanın bulunduğunu Yönetmeliğin 68. maddesinin 6. fıkrası kapsamında düzenlenmesi gereken bir tutanakla da tespit ettirmiş değildir. Bu durumda temyiz hakkının kullanılabilmesi için sadece temyiz harcının yatırılmasının yeterli olmadığı, kanun yolu başvuru dilekçesinin de fiziksel ortamda verilmesi ya da UYAP üzerinden gönderilmesi gerektiği, temyiz dilekçesinin kaydedildiği tarihte kararın temyiz edilmiş sayılacağı, davacılar vekili tarafından ise direnme kararının temyiz edildiğini gösteren bir dilekçenin hem fiziksel hem de UYAP ortamında sunulmadığı görülmektedir. Bu durumda davacılar vekilinin ek karara ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
26. Yapılan bu açıklamalara göre, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılan mahkemenin 29.09.2020 tarihli ek kararının onanması gerekmiştir.
V. SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
Davacılar vekilinin ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince temyiz talebinin reddine dair verilen 29.09.2020 tarihli ve 2019/2079 E., 2020/43 K. sayılı ek kararın ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine 21.06.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.