YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9521
KARAR NO : 2011/1120
KARAR TARİHİ : 14.02.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından müvekkilinin eski eşi olan borçlu aleyhine yapılan takipte, … 23.İcra Müdürlüğünün 2007/295 Tal. sayılı dosyasından 15.5.2008 tarihinde yapılan haciz işleminde, müvekkiline ait evdeki menkullerin haczedildiğini, malların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını ve müvekkili ile borçlunun 15.3.2006 tarihinde boşandıklarını ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, boşanmanın muvazaalı olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; takip dayanağı senedin davacı 3.kişi ile borçlunun boşanmalarından sonra düzenlendiği, yapılan araştırmalara göre haciz yapılan yerde davacının oturduğu, mahcuzların davacıya ait olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Haczin 15.5.2008 tarihinde, davacı 3.kişinin boşandığı eşi olan borçlunun yokluğunda yapıldığı ve haciz sırasında evde davacı ile borçlunun müşterek küçük çocuklarının hazır bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı 3.kişi vekili, malların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını ve müvekkili ile borçlunun 15.3.2006 tarihinde boşandıklarını ileri sürerek istihkak davası açmıştır. Dosya kapsamına göre, takip dayanağı senedin 24.3.2006 tarihinde tanzim edildiği, davacı 3.kişi ile takip borçlusunun bu tarihten çok kısa bir süre öncesi olan 15.3.2006 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıkları, boşanma ilamının aynı tarihte kesinleştirildiği, muhtarlıkça tanzim edilen 10.7.2008 tarihli belgeye göre de borçlunun haciz yapılan adresten 20.3.2006 tarihinde nakil alarak ayrıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda boşanma, borçlanma ve borçlunun adresten nakil alma tarihlerinin çok yakın tarihler olması nedeniyle, boşanma ilamının muvazaaya dayalı ve alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik olduğu kabul edilmelidir.
Öte yandan, davacı tarafından mahcuzlardan birisine ilişkin olarak ibraz edilen fatura da borcun doğum tarihinden ve takipten sonraki tarihi taşımakta olup, diğer mahcuzlar için ibraz edilebilen bir belge de bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen taşınır malların borçlu ile 3.kişi tarafından birlikte elde bulundurulduğunun ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun, bu yasal karinenin aksinin davacı tarafça kesin ve güçlü delillerle ispat edilemediğinin kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 14.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.