Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/6087 E. 2011/3067 K. 30.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6087
KARAR NO : 2011/3067
KARAR TARİHİ : 30.05.2011

AHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 319 ada 14 parsel sayılı 3916.22 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, taksim ve satın alma nedeniyle eşit paylı olarak davalılar … ve … adlarına tespit edilmiştir. Davacılar … ve … tapu kaydı ve irsen intikale dayanarak dava açmışlardır. Davalılar yargılama sırasında ayrı bir tapu kaydına da dayanmışlardır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 3716.22 metrekare yüzölçümündeki bölümünün eşit paylarla davacılar …, … ile davalılar … ve … adlarına, aynı raporda (A) harfi ile gösterilen 200 metrekarelik bölümün ise eşit paylarla davalılar … ve … adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı tarafın temyizi, taşınmazın teknik bilirkişi haritasında (B) harfi ile gösterilen bölümüne yöneliktir. Taşınmazın temyize konu bölümünün tespit sırasında taşınmaza uygulanan tapu kaydının kapsamında kaldığı, pay satın alma, paylaşma ve satın alma suretiyle tarafların ortak miras bırakanı…’a geçtiği, 1978 yılında ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemince paylaşıldığı ve davalı … payına isabet ettiği, adı geçenin taşınmazda zilyet olduğu, yarı payını da oğlu davalı …’a devrettiği mahkemece yapılan keşif ve toplanıp değerlendirilen delillerle kanıtlanmış olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece, taraflar arasında taksime ilişkin yazılı sözleşme bulunmadığı gerekçesi ile yerel bilirkişi ve tanıklarca açıklanan taksim olgusuna değer verilmemiş ise de, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15. Maddesi hükmüne göre kadastro davalarında harici taksimin her türlü delille kanıtlanabileceği göz önüne alındığında, Mahkemenin bu değerlendirmesinde isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine, taşınmazın (B) harfi ile işaretlenen bölümünün de tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.