YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8704
KARAR NO : 2011/2117
KARAR TARİHİ : 10.03.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 16.714 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı tarafın olayda %100 oranında kusurlu olduğunu, davalı aracının trafik sigortası şirketi dava dışı Ankara Sigorta A.Ş’ne poliçe limitinin ödenmesi için müracaat edildiğini bu nedenle 12.500 TL.nin mahsubu ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere bakiye 4.214 Tl.nin ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar kusuru kabul etmediklerini, davacıya sigortalı aracın sürücüsünün de olayda kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece dava dilekçesinde davacı tarafça fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulduğu taraflar arasındaki ihtilafın dava tarihindeki değerinin 15.945 TL olduğu HUMK.nun 8.maddesi gereğince dava değeri itibariyle mahkemenin görevli olmadığı anlaşıldığından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine talep halinde dosyanın görevli Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK.nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilecek hususlardandır. HUMK.nun 2.maddesinde “Müddeabih para ise mahkemenin vazifesini tayinde miktarı esas ittihaz olunur” hükmü getirilmiştir. Aynı yasanın 4. maddesi gereğince ” alacağın bir kısmı dava olundukta, eğer son kısım ise, mahkemenin vazifesini tayinde müddeabihin kıymetine bakılır. Son kısım olmadığı ve alacağın tamamıda münazaalı olduğu takdirde alacağın tamamı nazarı itibare alınır. Alacağın tamamı münazaalı değilse, dava olunan kısma bakılır” düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu açıklamalar altında somut olaya bakıldığında, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkiline kasko sigortalı araçta 16.714 TL tutarında hasar meydana geldiğini, bu meblağın sigortalıya ödendiğini, davalıların olayda %100 oranında kusurlu olduklarını, davalı taraf aracının ZMMS şirketi Ankara Sigorta A.Ş’ne 12.500 TL poliçe limitinin ödenmesi için müracaat edildiğini, müracaat edilen 12.500 TL.nin düşülmesi ile bulunan bakiye 4.214 TL.nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.
23.6.2010 tarihli uzman bilirkişi raporunda davalı sürücü …’nun kavşakta geçiş önceliğine uymaması sebebiyle %75 oranında davacıya sigortalı aracın sürücüsünün kavşağa yaklaşırken hızını yeterince düşürmemesi, diğer yoldan gelen trafik durumunu etkin bir şekilde kontrol etmemesi sebebiyle %25 oranında kusurlu olduğu, davacıya sigortalı araçta 15.945,38 TL tutarında hasar meydana geldiği bildirilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporunda tesbit edilen hasar miktarına göre davasını ıslahta etmemiştir. Temyiz dilekçesi içeriğinden 12.500 TL.nin dava dışı Ankara Sigorta A.Ş’den dava açılmadan önce tahsil edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda dava dilekçesinde açıkça davalı aracının ZMMS poliçe limiti 12,500 TL.nin ödenmesi için müracaat edildiğinden 12.500 TL.nin toplam hasar bedelinden mahsubu ile bakiye 4.214 TL.nin tahsilinin talep edilmesine, yargılama aşamasında müddeabihin artırılması yönünde ıslah talebinde bulunulmamasına, HUMK:nun 4. maddesi 1. ve son bendi gereğince alacağın tamamının münazaalı olmamasına ve bakiye (alacağın son kısmı) kısım için dava açılmış olmasına göre dava tarihi itibariyle dava olunan 4.214 TL yönünden
mahkemenin görevli olduğu gözetilmeden işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken davacı tarafa 12.500 TL.nin dava dışı sigorta şirketince kendilerine ödenip ödenmediği hususu sorulup açıklığa kavuşturulmaksızın davacı vekilinin 1.7.2010 tarihli oturumdaki beyanına yanlış anlam yüklemek suretiyle yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.3.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.