YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1335
KARAR NO : 2011/2757
KARAR TARİHİ : 28.03.2011
MAHKEMESİ : İstanbul Asliye 6. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu Metin aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını davalılar Mehmet ve Ünal’a satışına bu davalılar tarafından da diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mehmet, Rıza ve Ünal vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu da verdiği dilekçe ile satışlarda muvazaa olmadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, yapılan satışlarda satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı ve davalıların kötüniyetli olduklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281 ). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ). Somut olayda davalılar Ünal ve Metin’in birbirlerini tanıdıkları hatta davalı …’ın borçludan taşınmaz satın alması sırasında davalı Mehmet’in yanlarında bulunduğu hususu davalı … ve Mehmet’in beyanlarından anlaşılmaktadır. Davalı Mehmet aleyhine işbu davadan sonra açılan 2005/252 esaslı davada tanıklık yapan davalı … oradaki ifadesinde, davalılardan Metin ve Mehmet’i arkadaşı olduğu için tanıdığını, kendisinin de davalı Metin gibi uzun yıllardan beri inşaat işi ile uğraştığını, Metin’in yaptığı inşaatı Mehmet ile beraber gezdiklerini, davalı Mehmet ve kendisinin bu inşaattan taşınmaz satın aldıklarını daha sonra davalı Mehmet’in satın aldığı taşınmazlardan (9 numaralı) bağımsız bölümü davalı Metin’in babasına sattığını belirtmiştir. Davalı Mehmet ise o davaya verdiği cevap dilekçesinde, davalı Metin’i, onu tanıdığı dönemde adına birçok taşınmazı olan, müteahhitlik yapan, market ve fırın işleten, semtinde tanınan ve muteber bir tacir olduğunu açıklamıştır. Bu açıklamalara göre davalılar Ünal, Mehmet ve Metin’in gerek aynı muhitte olmaları gerek aynı sektörde çalışmaları ya da arkadaş olmalarından dolayı birbirlerini satıştan önce de tanıdıkları açıktır.
Davalı Rıza ise borçlu Metin’in babası olup dava konusu edilen 9 numaralı bağımsız bölümde oturmuş ve Ünal ve Mehmet’e yapılan satışlar sonrasında da oturmaya devam etmiştir. Bu durum ise hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir.
Tasarrufun iptali davalarında tasarrufa konu olan malın 3. kişi tarafından elden çıkarılması ve davacının son maliki davaya dahil etmesi halinde son malik ile borçlu arasındaki kişiler hakkında davacının talebi açıklattırılmalı başka bir anlatımla davanın bedele dönüşüp dönüşmediği belirlenmelidir. Somut olayda 7 numaralı bağımsız bölüm için son malik olan… birleşen dava ile davada yer almış olmasına rağmen aynı taşınmazda bir önceki malik…hakkında davacıdan talebi sorulmamıştır. Bu şekilde Fikret hakkındaki davaya devam edilmesi de isabetli olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Fikret’ten önceki malik dava dışı Abdulkerim hakkındaki talebi davacıdan sorulmalı ve bu kişi davaya dahil edildiği takdirde delilleri toplanmalı, davalılar Metin, Ünal ve Mehmet’in birbirini tanıdıkları nazara alınmalı, davalı Rıza’nın da borçlu Metin’in babası olduğu üzerinde durulmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.