YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9566
KARAR NO : 2011/2769
KARAR TARİHİ : 28.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ile davalılar … ve … vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalıların malik, sürücü ve trafik sigortacısı oldukları aracın tam kusurlu çarpması sonucu hasarlandığını belirterek, sigortalıya ödenen toplam 19.057.00 TL’nın, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan (sigorta şirketi poliçe limitinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar … ve …, kusur oranına ve tazminat miktarına itiraz ederek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili, kusuru oranında ve poliçe limitiyle sorumlu olduklarını, davadan önce temerrüde düşürülmediklerini savunmuştur.
Mahkemece, Daire’nin 06.05.2008 tarih, 2008/1616 – 2380 Esas ve Karar sayılı bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile, 7.146.63 TL’nın, 14.08.2003 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi poliçe limitinden sorumlu olmak üzere) müştereken ve müteselsilen
tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalılar … ve … vekilince temyiz edilmiştir.
1- Mahkeme hükmü davalı …’a, 08.06.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, vekili vasıtasıyla verilen temyiz dilekçesi HUMK.’nun 432. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra, 28.06.2010 tarihinde harç yatırılarak temyiz defterine kaydedilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden, temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Dava, kısmen kabul ve kısmen reddedildiğine göre, mahkemece, yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı … yararına, A.A.Ü.T. uyarınca reddedilen kısım üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru değil, bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün, HUMK.’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 3. bendinin sonuna, “Davalı … kendisini vekille temsil ettirdiğinden, A.A.Ü.T. uyarınca 1.429.32 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,” tümcesinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 158,60 TL fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 318,50 TL kalan harcın temyiz eden davalı …’den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 28.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.