YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/222
KARAR NO : 2011/2064
KARAR TARİHİ : 08.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigortalı aracın verdiği zarar nedeniyle müvekkili tarafından üçüncü kişiye 8.000,00 TL ödendiğini ileri ileri sürerek, ödenen bedelin sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımından sonra dava açıldığını, reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının kaza tarihinden dava tarihine kadar davalıyı temerrüde düşürmediği bu sürede 2 yıllık zamanaşımının dolduğu gerekçesi ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, zarar sorumlusu araç işleteni tarafından zarar gören kişiye ödenen tazminatın aracın ihtiyari mali sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 100.maddesi yollaması ile İMSS’larında da uygulanması gereken aynı yasanın 109/4 maddesidir.
2918 sayılı KTK’nın 109/4 maddesi ile İMSS Genel Şartlarının zamanaşımı başlığını taşıyan 17/4 maddesinde, “motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendiklerinden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar” hükmüne yer verilmiştir.
Yasa hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere, rücu hakkı kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdiği tarihte doğmakta olup, zamanaşımı da bu tarihte işlemeye başlayacaktır.
Bu durumda somut olaya bakıldığında, davacı işleten, yargılama sonunda hükmedilen tazminat yönünden zarar gören tarafından 13.03.2009 tarihinde ibra edilmiştir. Davacının ibraname ile sorumluğunu tamamen yerine getirdiğini ve dolayısıyla ibraname tarihinden itibaren 2 yıllık süre içinde rücu hakkını kullanması gerektiğinin kabulü gerekir. Henüz ödeme yapılmadan, rücu hakkı doğmayacağı için, zamanaşımının başlaması da sözkonusu değildir.
O halde, davacının yükümlülüğün yerine getirildiği tarihten sonra 21.04.2009 tarihinde açtığı dava zamanaşımı dolmadan ve süresi içerisinde açılmıştır. Mahkemece, işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 08.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.