Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/8930 E. 2011/2624 K. 23.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8930
KARAR NO : 2011/2624
KARAR TARİHİ : 23.03.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı… Araç Kiralama Servis AŞ vekili ile davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta AŞ. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın pert olması nedeniyle 12.000 TL araç bedelinden 5.300 TL sovtaj bedelinin mahsubu ile bakiye 6.700 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı sürücünün olayda %75 oranında kusurlu olduğunu belirterek, kusur oranına isabet eden 5.025 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalı … şirketi poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı… Araç Kiralama ve Servis AŞ vekili kusuru, hasar miktarını kabul etmediğini, aynı olaya ilişkin Samsun 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/539 sayılı dosyasında verilen kararın temyiz edildiğini, bu dosyanın sonucunun beklenmesini ve davanın reddini savunmuştur.
Davalı … kazada kendisinin kusurunun olmadığını, kazaya sebebiyet vermediğini belirterek ceza mahkemesinin sonucunun beklenmesini ve davanın reddini savunmuştur.
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta AŞ vekili, müvekkilinin, sigortalının kusuru oranında azami 4.000 TL poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, davadan önce temerrüde düşürülmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 5.025 TL tazminatın 11.5.2004 ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı… Araç Kiralama Servis AŞ vekili ile davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı… Araç Kiralama ve Servis AŞ vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK’nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun hükümlerine göre, trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3.kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3.maddesinde, “işleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve aracı üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85.maddesinde ise “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebebüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu
tutulması gerekir. Bunun sonucu olarakta, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı… Araç Kiralama ve Seris AŞ zarara neden olan aracın maliki olup davalı vekili temyiz dilekçesi ekinde ibraz ettiği 5.2.2004 tarihli araç kiralama sözleşmesi ile olay tarihinde aracın uzun süreliğine dava dışı… Ecza Deposu Tic. AŞ, Karadeniz/Samsun Şubesine kiralandığını, aracın zilyedinin kiracı şirket olduğunu, müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını ve ticari amaçla araç kiralama hizmeti verdiğini ileri sürmüştür.
Davalı… Araç Kiralama ve Servis AŞ vekili tarafından aracın dava dışı şirkete kiralandığı dolayısıyla işleten sıfatının kalmadığına dair savunması adi yazılı kira sözleşmesine dayanmaktadır. Bu konuda ibraz edilen belge ve deliller 3.kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olmayıp, değerlendirme yapılırken özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratılmaması gerekir.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde gözönünde bulundurularak, davalı… Araç Kiralama ve Servis AŞ’ne ait araç, dava dışı şirkete kiralandığına göre, taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, ibraz edilen sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği, gerektğinde davalı işleten ve dava dışı kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, işletenlik sıfatının davalı şirkette mi, dava dışı kiracı şirkette mi bulunduğu hususları tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davalı … şirketinin temyiz itirazlarına gelince; Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta AŞ zarara neden olan aracın ZMSS poliçesini düzenlemiştir. ZMSS, işletenin 2918 sayılı KTK’nun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere yapılmaktadır. Sigortacının tazminat ödeme sorumluluğu azami poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalısının kusuru oranında gerçek zararı ödemekle sorumludur. Fakat gerçek zarar limitten fazla ise en çok limit miktarını ödeyecektir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde davalı tarafın kusur oranına (%75) isabet eden 5.025 TL tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davalı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu bu kusur oranına göre davalı tarafın 5.025 TL’sından sorumlu olacağı belirtilmiştir. Olay tarihi itibariyle, davalı … şirketinin poliçe limitinin maddi zararlarda araç başına 4.000 TL olmasına göre, davalı sigortacının bu miktar ile sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken, davacı tarafa kasko sigortalı araçta meydana gelen ve davalı sigortalısının kusuruna isabet eden 5.025 TL hasar tutarının tamamından sorumlu tutulması doğru görülmediği gibi 2918 sayılı KTK’nun 98 ve 99.maddeleri ile ZMSS Genel Şartlarının B.2.maddesi uyarınca, sigortacı yargılama giderleri ile avukatlık ücretini ödemekle yükümlü olup, hükmolunan tazminat sigorta limitini geçerse, sigortacının bu masraflardan sigorta bedelinin, tazminata oranı dahilinde sorumlu olacağı hüküm altına alınmıştır. Bu durumda mahkemece, davalı … şirketinin harç, yargılama gideri ve avukatlık ücretinden, sigorta limitinin, hükmolunan tazminata oranı dahilinde sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken bu durum gözetilmeden diğer davalılarla birlikte tamamından sorumlu tutulması da isabetli görülmemiştir.
4-Kabule göre de, 2918 sayılı KTK’nun 98., 99 ve ZMSS Genel Şartlarının B.2.maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 işgünü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. KTK’nun 99.maddesine göre davacının, davalı … şirketine davadan önce ihbarda bulunup bulunmadığının tespiti ile davadan önce ihbar var ise anılan maddeye göre temerrüt tarihinin belirlenmesi ihbar bulunmadığı takdirde davalı … şirketinin bu dava ile temerrüde düştüğünün kabulü ile dava tarihinden itibaren temerrüt faizinin uygulanması gerekmektedir. Bu sebeple, usulüne uygun bir başvuru yapılıp yasada belirlenen süre dolmadan trafik sigortacısı bakımından alacağın muacceliyetinden ve dolayısıyla temerrüdünden söz edilemez.
O halde, mahkemece davalı … şirketinin temerrüt tarihinin anılan düzenlemeye göre tesbit edilmesi gerekirken 11.5.2004 tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması da isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı… Araç Kiralama ve Servis AŞ vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı… Araç Kiralama ve Servis AŞ vekilinin; 3 ve 4 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta AŞ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar… Araç Kiralama ve Servis AŞ ile Anadolu Anonim Türk Sigorta AŞ’ye geri verilmesine 23.3.2011 Gününde oybirliğiyle karar verildi.