YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2455
KARAR NO : 2011/3127
KARAR TARİHİ : 31.05.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden … vekili Avukat … … geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 495 ada 88 parsel sayılı 482.92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … oğlu … adına; 495 ada 89 parsel sayılı 402.37 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … oğlu … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli 495 ada 88 ve 89 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının annesi …’den kendisine kalan payını komşu 495 ada 60 parsel sayılı taşınmazın maliki olan …’a sattığı kabul edilerek karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı annesinden kendisine kalan payı sattığını kabul ederek, bundan ayrı olarak 21.04.1988 tarih 91 numaralı yarı paya ilişkin tapu kaydına da dayanmıştır. Dosya içinde bulunan tapu kayıtlarının geldi ve gitti tapu kayıt numaraları arasında farklılıklar olduğu gibi, tüm kayıtlar tesislerinden itibaren bütün tedavülleri ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Arşiv Dairesi Başkanlığından da getirtilerek yöntemince uygulanıp kapsamları belirlenmemiştir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle davacı ve davalıların dayanaklarını oluşturan tüm tapu kayıtları tesislerinden itibaren bütün tedavülleri ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Arşiv Dairesi Başkanlığı ile yerel Tapu Sicil Müdürlüğünden ayrı ayrı dosya içine getirtilmelidir. Bu şekilde getirtilecek tapu kayıtları incelenerek yarı paylara ilişkin davacının dayanağını oluşturan tapu kaydı ile davalıların dayanaklarını oluşturan kayıtların aynı tapu kaydının yarı paya ilişkin tedavülleri mi, yoksa ayrı tapu kayıtlarının tedavülleri mi olduğu belirlenmelidir. Bundan sonra mahallinde yöntemince keşif yapılarak, dayanak kayıtlar köyü, mevkisi, tüm sınırları ve diğer bilgileri tek tek okunmak suretiyle mahalline uygulanmalı ve kapsamları belirlenmelidir. Keşfe katılacak uzman fen bilirkişisinden keşif ve uygulamaları izleyip ./..
denetlemeye olanak veren, yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilmiş sınırların işaretlendiği ayrıntılı rapor alınmalıdır. Davacının dayanağını oluşturan tapu kaydının davalıların dayanağını oluşturan tapu kaydının diğer yarı payına ilişkin olduğunun belirlenmesi veya ayrı kökten gelen tapu kaydı olsa da çekişmeli taşınmazları kapsadığının belirlenmesi halinde ise davacının dayanağını oluşturan tapu kaydının hukuki değerini koruyup korumadığı üzerinde durulmalıdır. Bu amaçla, dayanak kaydının geldi kaydında malik olan kişilere ait nüfus kayıtları dosya içine getirtilerek, bu payın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesi karşısında hukuki değerini koruyup korumadığı açıkça belirlenmelidir. Bundan başka davacının dayanağını oluşturan tapu kaydının davalıların dayanağını oluşturan tapu kaydının yarı payına ilişkin olduğunun belirlenmesi halinde; bu kayıt kapsamında kalan yerlerin yöntemince bir paylaşıma konu olup olmadığı, paylaşım yapılmışsa tarihi ile paylaşımın şekli, her bir paydaşa ne verildiği ile özellikle davacı veya bayilerinin bu paylaşıma taraf olup olmadıkları ile paylaşıma taraf olmuşlarsa paylarına karşılık ne aldıkları hususları üzerinde de durulmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 825.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davacı tarafa verilmesine, 31.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.