Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/8023 E. 2012/12794 K. 20.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8023
KARAR NO : 2012/12794
KARAR TARİHİ : 20.11.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki Rücuen Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili; Müvekkiline kasko sigortalı aracın davalının teşebbüs sahibi sıfatıyla sorumlu olduğu aracın çarpması sonucu hasarlandığını, kaza tutanağına göre olayda davalı aracın sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunu, araçta yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda araçtaki hasar miktarının 12.604,87 TL olduğunun tespit edildiğini, hasarın aracın 13.000,00 TL olan güncel değerine göre yüksek olması nedeniyle pertotal işlemine tabi tutularak aracın rayiç değeri olan 13.000,00 TL’nin 18.05.2009 tarihinde sigortalıya ödendiğini, aracın sovtajının 6.111,00 TL’ye satıldığını, 6.889,00 TL bakiye tazminatın ödeme tarihinden itibaren işlemiş 1.207,75 TL yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili için yapılan takibe davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; Kazaya sebebiyet veren araç ve sürücüsü ile müvekkilinin ilgisinin bulunmadığını öne sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kazaya karışan 26 NN 219 plakalı aracın kaza tarihinde dava dışı Gülcan Güleç adına kayıtlı olduğu, aracın davalı kargo şirketi ünvanı altında taşıma yapmak için
kullanıldığı veya şirket adına çalıştırıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.’nun 1301. (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1472/1) maddesi uyarınca açılmış bulunan, sigortacının sigortalısına ödediği bedelin, zarara sebebiyet veren üçüncü şahıstan halefiyet yoluyla rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Kural olarak trafik sicilinde araç maliki olan kişi, aracı işletendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, yerel mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesine göre de; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.
Dava konusu uyuşmazlık, kazaya neden olan 26 NN 219 plakalı aracın kaza tarihinde davalı kargo şirketi adına çalışıp çalışmadığının, bir başka deyişle davalı firmanın teşebbüs sahibi sıfatıyla zarardan sorumlu olap olmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır.
Kazaya neden olan araç, trafik sicilinde dava dışı Gülcan Güleç adına kayıtlıdır. Ancak, davacının sigortalısı olan tanık … Mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde, 26 NN 219 plakalı aracın üzerinde “MNG Kargo” ibaresinin yazılı olduğunu beyan etmiştir. Dosya kapsamında yer alan kaza tespit tutanağında da, kazaya neden olan aracın sürücüsü Cihan Turhan’ın beyan ettiği adresin ve telefon numarasının davalı kargo şirketinin Teksan şubesine ait adres ve telefon numarası ile aynı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı tarafın delil listesinde gösterildiği halde, 26 NN 219 plakalı aracın sürücüsü Cihan Turhan’ın SGK
kayıtları celbedilmemiş, kaza tarihinde aracın kaza tespit tutanağında ait olduğu bildirilen adres belirtilmek suretiyle, dava dışı Gülcan Güleç’in davalı kargo şirketinin acentası olup olmadığı araştırılmamıştır.
Şu halde, yerel mahkemece, davalı şirketin Trafik Kanunu’nun 85. maddesinde belirlenen teşebbüs sahibi olup olmadığının tespiti yönünden yeterli araştırmanın yapılmadığı ortadadır. Bu itibarla, işaret olunan belgeler celbedilmeden ve eksiklikler giderilmeden usul ilkelerine aykırı biçimde eksik inceleme ile yazılı olduğu gibi karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 20.11.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.