YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2389
KARAR NO : 2011/9422
KARAR TARİHİ : 20.12.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 157 ada 35 parsel sayılı 980,56 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve zilyetlik nedeniyle … ve … adına tespit edilmiştir. Davacı …, dava konusu taşınmazın ortak muristen kaldığını taksim ile kendisine isabet ettiğini öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı …’den kaldığı ve taraflar arasında yapılan taksim sonucu davacının murisi Bahatin’e kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazın müşterek muris …’dan geldiği ve ölümünden sonra terekesinin taksim edildiği sabittir, ihtilaf çekişmeli taşınmazın taksim ile kime düştüğü hususundadır. Mahkemece yapılan keşif sırasında alınan beyanlar taşınmazın taksim ile kime düştüğü hususunda çelişkili ve soyut içeriklidir. Ayrıca, davalı tarafa delillerini bildirmek üzere süre verilmediği gibi mahkemece tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişileri de dinlenmemiştir. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, mahallinde taraf tanıkları, mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişilerinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, çekişmeli taşınmazın taksim ile kime düştüğü sorulup saptanmalı, beyanlar arasında ve keşifte belirlenen durum ile tespit tutanağı içeriği arasında oluşan çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, davalı taraf murisleri İbrahim’in çekişmeli taşınmaz üzerinde hangi tarihler arasında zilyet olduğu ve zilyetliğinin malik sıfatıyla olup olmadığı konusu duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.