Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/4210 E. 2011/4240 K. 03.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4210
KARAR NO : 2011/4240
KARAR TARİHİ : 03.05.2011

Davacı 3.kişi … ile davalı alacaklı … aralarındaki dava hakkında Kınık İcra Hukuk Mahkemesinden verilen 14.7.2009 gün ve 2007/10-2009/22 sayılı hükmün Dairenin 23.11.2010 gün ve 2010/3507-9999 sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş olup, süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı dairemizin 23.11.2010 tarih 2010/3507 Esas ve 2010/9999 Karar sayılı ilamı ile onanmış, davalı alacaklı onama ilamının hatalı olduğundan bahisle karar düzeltim talebinde bulunmuştur
Dosyanın yeniden yapılan incelemesi sonucunda;
1.Takip konusu alacak 15.11.2001 tarihinde doğmuş ve takip 15.01.2002 de başlamıştır.Davacı 3.kişi ile borçlu ise bu tarihten sonra 28.02.2002 tarihinde anlaşmalı olarak boşanmışlardır. Dava konusu haciz ise 14.02.2007 tarihinde köy muhtarı, onun oğlu ve Hadi Bulut isimli şahıslar tarafından borçlunun evi olarak gösterilen adreste yapılmıştır. Anılan şahıslar mahkemece alınan ifadelerinde borçlunun zaman zaman adrese geldiğini ancak davacı ve oğullarının birlikte oturduklarını, beyanlarının yanlış anlaşıldığını belirtmişler ise de haciz sırasında borçlunun ev adresini gösteren muhtar, borçlunun ifadeden 15 gün önce köyden nakil aldığını açıklamıştır.
Boşanmanın, borcun doğumundan sonra anlaşmalı olarak yapılmış ve boşanmadan sonra 5 yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen, borçlunun halen davacı eş ile birlikte oturduğu yönünde tevil yollu ikrar içeren muhtar beyanına göre danışıklı olduğu sabittir. Bu durumda malın borçlu ve 3.kişinin birlikte ellerinde bulundurduklarının kabulü
gerekir. İİK’nun 97/a maddesi 1.fıkra 2.cümlesi gereğince borçlu ve 3.şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Anılan maddede geçen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle kanıtlanması gerekir.
Davacı 3.kişi tarafından sunulan belgeler borcun, hatta takip tarihinden sonraki tarihli oldukları gibi dava konusu hayvanlara ilişkin olduğuna dair ayırt edici bir özellik de bulunmamaktadır.
Bu durumda, karine aksini kanıtlayamayan davacının davasının reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2.Kabule göre ise, davacı 3.kişinin açtığı istihkak davasının kabulü üzerine alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi için alacaklının kötüniyetinin gerçekleşmesi gerekir. (İİK.97/15) Somut olayda haciz, muhtar ve diğer şahısların gösterdiği adreste yapılmış olup salt istihkak iddiasına karşı çıkılması alacaklının kötü niyetli olduğunu göstermez.
Mahkemece, kötüniyeti kanıtlanmayan davalı alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin karar düzeltim talebinin kabulü ile 23.11.2010 tarihli onama kararının kaldırılarak hükmün BOZULMASINA, temyiz ve karar düzeltme peşin harçlarının istek halinde davalı alacaklıya geri verilmesine 3.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.