YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14289
KARAR NO : 2013/14210
KARAR TARİHİ : 23.10.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı …Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı … şirketine kasko sigortalı müvekkiline ait aracın abonesi oldukları diğer davalı şirketin otoparkına bırakıldığını, 3 gün sonra aracı almak için gittiklerinde, aracın çalındığının anlaşıldığını, müvekkilinin Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, 2009/22221 sayılı hazırlık evrakı ile aracın ve faillerin aranmasına devam edildiğini, ihbara rağmen davalı sigortacının zararı karşılamadığını, müvekkilinin sigorta bedelinin zamanında ödenmemesi sebebiyle faizle karşılanmayacak ve sigorta bedelini aşan miktarda zarara uğradığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL araç bedelinin, davalı … şirketinden 15.04.2009 tarihinden diğer davalı … Ltd. Şti’nden olay tarihinden işleyecek ticari temerrüt faiziyle davalılardan tahsiline, yine davacının uğradığı diğer zararlarına karşılık 500,00 TL’nın ticari faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiş; 07.06.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 16.600,00 TL daha artırarak toplam 27.100,00 TL’nın 15.04.2009 tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı …Ş vekili, müvekkili tarafından yapılan araştırmalar sonucunda, sigortalı aracın gerçekte otoparktan değil, başka bir yerden anahtarı üzerindeyken çalındığının tespit edildiğini, sigortalının eşi …’in yönlendirmesi nedeniyle otopark çalışanı …’nın aracın otoparktan çalındığı şeklinde ifade verdiğini, daha sonra bu beyanını düzelttiğini, davacının oğlu tarafından aracın 01.03.2009 tarihinde akşam 20.00 sıralarında aracın otoparktan alındığını, bir daha getirilmediğini, davacının eşinin 04.03.2009 tarihinde otoparka gelip, oğlunun aracı kullanırken anahtarı üstünde unutarak çalınmasına sebebiyet verdiğini, gayriresmi olarak araştırdığında, aracın tek anahtarı olduğu için kaskodan tazminat alamayacağını, otoparktan çalınmış gibi anahtar hırsızlığı ve araç hırsızlığı tutanağı düzenlenirse kaskodan tazminat alabileceğini, bu konuda işbirliği yapmayı teklif ettiğini, …’nın önce teklifi kabul edip savcılıkta ifade verdiğini, daha sonra rahatsız olarak bunu patronuna anlattığını, …’nın beyanının Sezai Karabacak ve Kamil Düz tarafından da doğrulandığını, otoparkın konumu itibariyle buradan araç çalınmasının mümkün olmadığını, doğru ihbar mükellefiyetine uyulmadığını, sigortadan kaynaklanan haklarını kaybettiğini, ispat külfetinin davacıya geçtiğini, aracın anahtarı ile çalınması halinin teminat dışında kaldığını, temerrüde düşmediklerini, ıslah talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı … Turizm İşl. Ltd. Şti hakkındaki davanın reddine, davalı …. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile ıslah edilen değerle birlikte 26.600,00 TL’nın 15.04.2009 tarihinden işleyecek avans faizi ile bu davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı …Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı vekili davalı … şirketinin TTK’nun 1281.maddesi uyarınca aracın otopark dışından anahtarı ile çalındığını somut delillerle kanıtlayamamasına göre davacı vekili ile davalı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı … Tur. İşl. Ltd. Şti hakkında vedia akdine, davalı … hakkında kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı araç maliki ile davalı otopark işletmecisi şirket arasında BK 463 ve devamı maddeleri uyarınca vedia (saklama) sözleşmesi yapılmıştır.
Gerçekten de saklama bir sözleşmedir ki onunla saklayıcı, saklatanca kendisine bırakılan taşınır bir malı kabul etme ve onu güvenli bir yerde koruma borcu altına girer. Saklıyıcı, kendisine güvenerek gelen müşterilerini her türlü tehlikeye karşı korumak üzere gerekli güvenlik önlemlerini almak zorunda olup bunu yapmadığı takdirde meydana gelen zarardan sorumludur. Yani davalı otopark işletmesi, üzerine düşen tüm dikkat ve itinayı gösterse dahi, bu hasarın meydana geleceğini ispat etmediği takdirde meydana gelen zararı ödemekle yükümlüdür. Davacı taraf, bu davada davalı … Otopark Ltd. Şti’nin, vedia sözleşmesinin kendisine yüklediği güven ve özenle koruma borcuna aykırı davranması nedeniyle oluşan zararını istemiştir. Davacı aracını, abone olduğu davalı otopark işletmesine bırakmaktadır. Aracı çalınmış, davacı aracın otoparktan çalındığını iddia etmiş, davalı otopark işletmesi ise aracın otoparktan çalınmadığını, olay tarihinde aracın otoparka bırakılmadığını savunmuştur. Ancak olayın akabinde, otopark çalışanlarının sıcağı sıcağına alınan ifadelerine göre araç ve anahtarının olay tarihinde otopark görevlisi …’a teslim edildiği, aracın anahtarı kullanılarak buradan çalındığı anlaşılmıştır. Bir kısım davacı tanıkları da aracın otoparkta olduğunu gördüklerini beyan etmişlerdir. Davalı tanığı …, davalı şirketin ortaklarından Mehmet’in babası olup, diğer tanıklar şirket çalışanlarıdır ve zarardan sorumlu olmaları ihtimaline göre duruşmalarda ifadelerini değiştirmişlerdir.
Davalı otopark işletmesi, otoparka bırakılan aracı güven ve özenle koruduğunu ispatlayamamıştır. Bu husus bilirkişi raporunda da tespit edilmiştir.
Bu durumda davalı … Tur. İşl. Ltd. Şti’ninde gerçek zarardan sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
3-Davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalar, TTK’nun 1268.maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu düzenlemeye, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının c.9.maddesinde de aynen yer verilmiştir. BK 128.maddesine göre zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihte başlar. Bu madde hükümlerine göre, zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın muaccel olduğu gün, yani sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günüdür. Kısmi dava açılması halinde zamanaşımı alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir. Fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş olsa bile, saklı tutulan kısımla ilgili dava da asıl davanın tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olup, bu kısımla ilgili zamanaşımı süresi işlemeye devam eder.
Somut olayda, sigortalı araç 01.03.2009 tarihinde diğer davalıya ait otoparka bırakılmış, 04.03.2009 tarihinde aracın otoparkta olmadığı, anahtarı ile çalındığı anlaşılmıştır. Alacak ihbar tarihinin son günü olan 09.03.2009 tarihinde muaccel hale gelmiştir. Davacı vekili fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 18.5.2009 tarihinde şimdilik 10.000,00 TL araç bedeli ve 500,00 TL diğer zararlarının tazmini istemiyle dava açmış; 07.06.2012 tarihinde davasını ıslah ederek 16.600,00 TL dava artırmış ve toplam 27.100,00 TL’nın tahsilini istemiştir.
Davalı … vekili süresinde verdiği dilekçesinde davacı vekilinin ıslahla artırdığı kısmın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Zamanaşımı defi sadece ileri süren davalı lehine hukuki sonuç doğurur.
Bu durumda mahkemece, davacı taraf TTK’nun 1268.maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresini geçirdikten sonra davasını ıslah ettiğinden, ıslahla artırılan miktar yönünden, davalı … aleyhinde açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu yada olumsuz hiçbir karar verilmeden, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; hükmün kendi içinde çelişki oluşturacak şekilde hem davacı aracının otopark dışından anahtarı ile çalındığı hususunun mahkemece kabul edilip, hem de otopark dışında anahtarı ile araç çalınması hali (poliçedeki istisnalar dışında) kasko poliçesi teminatı kapsamında olmadığı halde; davalı … şirketinin hasardan sorumluluğuna karar verilmesi de isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’ye geri verilmesine 23.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.