Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/4010 E. 2011/4705 K. 12.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4010
KARAR NO : 2011/4705
KARAR TARİHİ : 12.05.2011

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak-tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı istihkak davasının kabulüne, tasarrufun iptali davasının reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı karşı davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (karşı davalı üçüncü kişi) vekili, İstanbul 2. İcra Müdürlüğü’nün 2004/4173 sayılı takip dosyasında yapılan, 09.04.2004 günlü hacze konu üç parça menkulün borçluya aitken davacı tarafından satın alınarak yine borçluya kiraya verildiğini, kira sözleşmenin feshini de isteyerek buna ilişkin dava açtıklarını, dava tarihinden sonra takip alacaklısının takip borçlusu hakkında icra takibi başlatarak dava konusu haczin yapılmasını sağladığını, ödenmeyen kira bedelleri nedeni ile kendilerinin de borçlu hakkında icra takibi başlatıp, bu davaya konu mahcuzları 20.04.2004’te haczettirdiklerini, belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (karşı davacı alacaklı) vekili, davacının dayandığı kira ilişkisinin 2001 yılında kurulduğu halde 29.01.2004 tarihine kadar aleniyet kazanmadığını ve resmi işlemlere konu edilmediğini, uygulanmasına dair hiçbir kaydın da yer almadığını, ödenmeyen kira bedellerine ilişkin ihtarname tarihine kadar hiçbir işlemin yapılmadığını, bunların tamamının borçlu ile üçüncü kişinin danışıklı hareket ettiğini gösterdiğini belirterek istihkak iddiasının reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, mahcuzların üçüncü kişi tarafından borçluya devredilmesi ile ilgili
muvazaalı işlemin İİK’nun 277. maddesi uyarınca iptaline ve alacaklarının karşılanması için mahcuzların satışına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “üçüncü kişi ile borçlu şirket arasındaki kira ilişkisinin 2001 yılında borcun doğumundan önce kurulduğu ve mahcuzlarla ilgili kira sözleşmesinin feshine yönelik mahkeme kararının bulunduğu, böylece dava konusu menkullerin davacıya ait olduğunun kesinleştiği, öte yandan tasarrufun iptalini gerektiren delillerin dosyaya sunulamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına, tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davalı (karşı davacı) alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, üçüncü kişinin İİK’nnu 96. maddesi uyarınca açtığı “istihkak” ve alacaklının İİK’nun 97/17. maddesi uyarınca karşı dava olarak açtığı “tasarrufun iptali” davası niteliğindedir.
Tasarrufun iptali davası karşı dava olarak açıldığına göre asıl dava ile birlikte görülmesi gerekirken, ayrı esasa kaydedilmesi hatalı ise de; görevle ilgili başlangıçta yapılan bu yanlışlık sonradan verilen birleştirme kararı nedeni ile sonuca etkili görülmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır.
İİK’nun 277. vd. maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında dava şartlarından birisi de borcun tasarruftan önce doğmuş olmasıdır. Alacağın doğum tarihinden önce yapılan tasarrufların iptali istenemeyeceği için, takibe konu borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğup doğmadığının öncelikle belirlenmesi, bundan sonra aynı Kanun’un 278, 279, 280. maddelerinin uygulanma koşullarının araştırılıp değerlendirilmesi gerekecektir.
Takibe dayanak senet 2004 yılında düzenlenmişse de tasarrufun iptali ile ilgili dava dilekçesi içeriğinden, alacaklı tarafın borçlu ile arasında eskiye dayalı ticari ilişkinin var olduğunu iddia ettiği anlaşılmaktadır. Öte yandan ticari yaşam içerisinde borcun doğumundan sonra ileri tarihli olarak çek düzenlenmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
O halde, karşı davacı alacaklı ile takip borçlusunun tacir olması nedeni ile aralarındaki temel borç ilişkisinin ve icra takibine konu edilen borcun doğum tarihinin ticari kayıtları üzerinden yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile saptanması mümkündür.
Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre istihkak davası ile ilgili temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı (karşı davacı) alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle istihkak davası ile ilgili temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı karşı davacı alacaklıya geri verilmesine 12.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.