Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/6991 E. 2012/11007 K. 15.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6991
KARAR NO : 2012/11007
KARAR TARİHİ : 15.10.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazası sonucu hasara uğradığını, hasarı tespit ve aracı tamir ettirdiklerini, davalının ihbara rağmen sigorta tazminatı ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 13.000,00 TL. nın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın sürücüsünün tespit edilemediğini, sürücünün alkollü ya da ehliyetsiz olabileceğini, kaza ile hasarın da uyuşmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, kazanın oluşu ile hasarın uyuşmadığı, kazanın ihbar edilen şekilde meydana gelmemesi nedeniyle TTK.nun 1281.maddesindeki ispat yükünün yer değiştirdiği ve davacının hasarın sigorta teminatı içinde kaldığını ispat edemediği gerekçesiyle, sabit olmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.

../…

-2-
2012/6991
2012/11007

Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartalırınn A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkca aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, olayda sürücü değişikliği yapılıp yapılmadığı, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; resmi görevlilerce tutulan ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli 15.1.2011 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı göre, direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi ile tek taraflı kazanın meydana geldiği, sürücünün tespit edilemediği, (sonradan) kendisinin sürücü olduğunu iddia eden …’ın ifadesi alınmak üzere karakola götürüldüğü belirtilmiştir. Bu kişi karakol ifadesinde aracı kendisinin kullandığını belirtmiş, kaza anında sürücünün yanında olduğu belirtilen kişinin de ifadesi tespit edilmiştir. İzmir 7.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/62 D.İş sayılı dosyasından yapılan

../…
-3-
2012/6991
2012/11007

tespit ve alınan bilirkişi raporu ile sigortalı aracın hasar durumu belirlenmiş, hasar dosyası açılarak ekspertiz raporu düzenlenmiş, aracın onarımına ilişkin fatura ibraz edilmiştir. Mahkemece, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporundaki görüş ve değerlendirmeler benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında, sigortalı araçta bir hasarın oluştuğu sabittir. Bu durumda, rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirdiği, olayda sürücü değişikliği yapıldığı, sürücünün alkollü veya ehliyetsiz olduğu, hasarın başka yer ve şekilde gerçekleştiği yönündeki iddianın ispat külfeti davalı sigortacıdadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki değerlendirmeler varsayıma dayalı ve soyut içerikli olup, hükme esas alınacak nitelikte olmadığı gibi, dosya kapsamı itibariyle davalı sigortacının iddiasını somut delillerle kanıtlayamadığı ve dava konusu hasarın kasko teminat kapsamında kaldığı kabul edilmelidir.
Bununla birlikte, dava konusu aracın sigorta değeri 15.500,00 TL. olup, tespit bilirkişi raporu ile faturada belirtilen meblağlar bu sigorta değerine yakın olduğundan ve ekspertiz raporunda hasar durumu itibariyle, aracın 2.el rayiç fiyatının 17.000,00 TL., sovtaj değerinin de 7.500,00 TL. olduğu tespit edilip, pert-total edilebileceğinin belirtilmesine karşın, 09.1.2012 tarihli bilirkişi raporunda toplam 13.000,00 TL. onarım bedeli belirlenen aracın hasar durumu itibariyle tamirinin ekonomik olup olmadığı yönünde bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
O halde, riziko teminat kapsamında olup, davalı sigortacı araçta oluşan gerçek zarardan sorumlu olacağından, aracın markası, modeli, yaşı ve hasar durumu birlikte irdelenmek suretiyle, kaza tarihi itibariyle tamirinin ekonomik olup olmadığı, değilse; kazadan önceki 2.el piyasa rayiç bedeli ile kazadan sonraki sovtaj (hurda) değerinin ve buna göre araçta meydana gelen gerçek zarar miktarının belirlenmesi için dosyanın aynı bilirkişi kuruluna tevdii ile belirtilen hususlarda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık Ek bir rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.