Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3856 E. 2012/8341 K. 28.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3856
KARAR NO : 2012/8341
KARAR TARİHİ : 28.06.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili müvekkiline ait aracın seyir halinde bulunduğu sırada davalının sorumlu olduğu rögar kapağına çarpması sonucu hasarlandığını belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere hasar bedeli, işçilik ve gelir yoksunluğu tazminat olarak 2.793,53 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunup, husumete, kusura ve hasara itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre davanın Borçlar Kanununun 41. maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımının tabi olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasıdır.
Dava konusu olay motorlu taşıtın karayolu üzerinde bulunan rögar kapağına çarpması nedeniyle meydana gelmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesinde, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Dosyada mevcut kaza tutanağının ön sayfasındaki bilgilere göre kazanın karayolunda meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan olay 20.05.2010 tarihinde gerçekleşmiş, dava iki yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 22.09.2011 tarihinde açılmıştır.
Bu hale göre davacı, 2918 sayılı KTK’nun 109. Maddesinde belirtilen iki yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davayı açtığından mahkemece bu yön gözetilerek işin esasına girilip tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.6.2012 gününde üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY-

Davacının işleteni bulunduğu … plakalı aracın 20.5.2010 tarihinde seyir halinde iken davalıya ait logar kapağının yerinden çıkması ve davacı aracına çarpması sonucu davacı aracındaki hasarın davalıdan tahsili istemi ile dava açılmış,
Davalı süresinde zamanaşımı itirazında bulunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece “davanın BK.41 maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, davada zamanaşımının gerçekleştiği” gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş,
Davacı vekilinin vaki temyizi üzerine sayın çoğunluğun “davanın 2918 sayılı yasadan kaynaklandığı, 2918 sayılı yasanın 109/1 maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımının henüz gerçekleşmediği” görüşü doğrultusunda yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Zira;
2918 sayılı yasada, işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu 85.madde de düzenlenmiş olup, yasada ” bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa ……. motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmü getirilmiştir.
Görüldüğü üzere 2918 sayılı yasanın uygulama alanı sadece motorlu araçların işletilmesi esnasında motorlu araçların vermiş oldukları zararlar ile sınırlı tutulmuştur.
Oysa somut uyuşmazlıkta motorlu araç zarar veren durumda değil zarar gören konumundadır. Motorlu araca logar kapağının zarar vermesi nedeniyle tazminat istenmiştir.
Bu halde uyuşmazlıkta 2918 sayılı yasanın 85.maddesi ile zamanaşımını düzenleyen 109/1 maddesi hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın kaynağı BK.41 maddede öngörülen haksız fiil hükümleri olup, dava BK.60 maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Davada bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamasına göre yerel mahkeme kararının onanması gerekirken, zamanaşımının tabi olduğu hukuki düzenlemeyi farklı değerlendirerek davayı 2918 sayılı yasanın 109/1 maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımına tabi tutmak suretiyle yerel mahkeme kararını bozan sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.