Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/3022 E. 2011/573 K. 31.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3022
KARAR NO : 2011/573
KARAR TARİHİ : 31.01.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, karıştığı trafik kazası sonucu hasarlandığını, başvuruya rağmen davalı … şirketinin ödeme yapmadığını, 3.894.00 TL’nın fer’ileriyle birlikte tahsili için davalı aleyhinde başlatılan ilâmsız icra takibinin itiraz üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle takibin devamına, %40 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza ve hasarın, tutanakta belirtilen şekilde meydana gelmediğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, sigortalı araçtaki hasarın, sürücüler arasında düzenlenen kaza tespit tutanağında açıklandığı şekilde olamayacağı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani
Ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasa’nın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. (HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilamları)
Somut olayda, sürücüler arasında düzenlenen 24.04.2008 tarihli maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına göre, davacıya ait, davalıya kasko sigortalı araç seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybettiği, sol taraftaki bariyerlere çarptıktan sonra sağında aynı yönde seyreden dava dışı kamyonete çarpmasıyla kazanan meydana geldiği belirtilmiştir. Olay yeri fotoğrafı, her iki aracın hasarlı fotoğrafları, ekspertiz raporu, araştırma raporu ve ekleri dosyada mevcuttur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hasarlı kısımlar, olay mahallindeki yol genişliği, bariyerlerin konumu ve özellikleri dikkate alındığında, araçlar arasında tutanakta belirtilen şekilde kazanın meydana gelemeyeceği kanaati bildirilmiştir. Hasarın, iddia edilen
yer, şekil ve zamanda meydana gelmediği, rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti davalı … şirketindedir.
O halde mahkemece, davalı … tanık deliline de dayandığından, tanıklarını ve tüm delillerini ibraz olanağı sağlanıp, rizikonun meydana geliş biçimi ve teminat kapsamında olup olmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.