Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/1074 E. 2012/2839 K. 27.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1074
KARAR NO : 2012/2839
KARAR TARİHİ : 27.03.2012

MAHKEMESİ : BURSA 5. İCRA MAHKEMESİ

Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık … hakkında, 2004 sayılı İcra ve iflâs Kanununun 340. maddesi uyarınca verilen 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin, Bursa 4. İcra Ceza Mahkemesinin 30.04.2010 tarihli ve 2009/792 esas, 2010/419 sayılı kararına sanık tarafından yapılan itirazın süresinde yapılmadığından bahisle reddine ilişkin Bursa 5. İcra Ceza Mahkemesinin 06.06.2011 tarihli ve 2011/709 sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 26.10.2011 gün ve 2011/13541/55396 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 19.01.2012 gün ve K.Y.B.2011/375646 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Tebliğnamede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.07.2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasanın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli, başvurunun başlayacağı zaman ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, sanığın yokluğunda katılan vekilinin yüzüne karşı verilen söz konusu kararda başvuru süresinin başlangıcı konusunda tebliğ ve tefhimden hangisinin esas alınacağının tereddüte yol açacak şekilde belirtildiği, kanun yollarına başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususlan açıkça belirtilmediği gibi kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli, başvurunun başlayacağı zaman ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği, bu sebeple itiraz süresinin dolmadığı gözetilmeden itirazın esastan incelenmesi yerine yazılı şeklide reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.11.2006 tarihli ve 2006/6-213 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile; “Anayasanın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii
ve başvuru şekli tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmelidir. Aksi halde, anılan Yasanın 40. maddesi uyarınca, eski hale getirme nedeni oluşturur. Yerel mahkemelerce hüküm ve kararlardaki bu eksiklikler, meşruhatlı duyuru ile taraflara bildirilmek suretiyle, tarafların eski hale getirme talebi ve bu sürede yasa yolu başvurusunda bulunmalarına olanak sağlanmalıdır.” şeklinde verilen karar dikkate alındığında, söz konusu kararda itiraz süresinin tefhim ve tebliğden başlayacağı belirtilerek sanığın yanıltıldığı, yasa yolu başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği gibi, kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususunun açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği, kararın kesinleşmemesi sebebiyle, sanık müdafiinin 27.05.2011 tarihli itiraz dilekçesinin süresinde verilmiş olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, Bursa 5.İcra Ceza Mahkemesinin 06.06.2011 tarihli ve 2011/709 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 27.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.