Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/7361 E. 2011/2517 K. 21.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7361
KARAR NO : 2011/2517
KARAR TARİHİ : 21.03.2011

MAHKEMESİ : Ankara Asliye 7. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu şirket aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını 3. kişilere satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın satışı ile ilgili uyuşmazlıkların tüketici mahkemelerinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir ( İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Mahkemece davanın taşınmaz satışından kaynaklandığı gerekçesi ile davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ise de uyuşmazlık taşınmazın mülkiyeti konusunda olmayıp bu taşınmaz satışı dolayısıyla davacıya verildiği iddia edilerek takibe konulmuş bononun tahsiline yönelik cebri icra yetkisi sağlanmasına yöneliktir.
Davanın sonunda taşınmazın mülkiyetinin davacı üzerine geçirilmesi de söz konusu olmayacaktır. Hal böyle olunca mahkemenin görevli olduğu kabul edilerek davanın diğer şartlarının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.