YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11035
KARAR NO : 2011/2893
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı taraf aracının müvekkiline ait araca çarparak hasarlandığını, müvekkilinin aracında bulunan şahısların yaralandığını, kaza tutanağının müvekkilinin yokluğunda karşı aracın sürücüsünün beyanına göre düzenlendiğini ve gerçeği yansıtmadığını, olayda karşı aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu, aracın pertinin uygun görüldüğünü ve 12.000 TL tutarında zarar oluştuğunu belirterek şimdilik 7.200 TL’nin kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı… Sigorta AŞ vekili, kaza tutanağına göre davacı aracının sürücüsünün kazada kusurlu olduğunu, sigortalı aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, sigortalının kusuru oranında azami 12.500 TL poliçe limiti ile sorumlu olduklarını, dava açılmadan önce temerrüde düşürülmediklerini bu nedenle kaza tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini, davacı …’ın kişisel hak isteminin bulunmadığını, aracın maliki de olmadığından aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı …, kazaya karışan aracın işleteni olduğu kaza haberini alınca olay yerine gittiğini, olay mahallinde tali yol bulunmadığını, kaza tutanağının oluşa uygun düzenlendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Husumet (dava ehliyeti) kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece her zaman resen gözönünde tutulması gereken hususlardandır. Davacılardan …, diğer davacı … Kırım adına trafikte kayıtlı zarar gören aracın sürücüsüdür. Aracın işleteni olmadığı gibi, davada kişisel hak istemi de bulunmadığından, işletenle birlikte araç hasarına ilişkin dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gözetilmeksizin bu davacı yönünden aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Dosyada mevcut kaza tesbit tutanağında, kazanın oluş biçimi, davacı sürücünün yönetimindeki araçla 0-1 Güney yolu takiben Kasımpaşa katılımını 100 metre geçe geldiğinde doğrultu değiştirmek istediğinde kendi aracının sağ ön yan kısımlarıyla yine aynı yöne seyir halinde olan davalı taraf aracının sol ön yan kısımlarına çarptığı, çarpmanın etkisiyle her iki araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek davalı aracının E-5 üzerindeki çalışma noktasına, davacı aracının ise E-5’ten 7-8 metre alçaktaki çalışma şantiyesinin duvarına çarparak durdukları, davacı aracının sürücüsü …’ın doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapmak kuralını ihlal ettiği şeklinde belirtilmiştir. Olay sırasında davacı aracında bulunan tanıklar…ile … duruşmadaki ifadelerinde Bayrampaşa istikametinden Kadıköy istikametine 1.Boğaziçi köprüsü yolunda Okmeydanı kavşağına geldiklerinde sağ şeritte normal hızla seyrederlerken, sağdaki tali yoldan ana yola kontrolsüzce çıkan davalı taraf aracının, içinde oldukları aracın sağ tarafına çarptığını söylemişlerdir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarının, tutanakta belirtilen oluş şekli ile çeliştiğini, kazanın tanık beyanlarında belirtildiği şekilde meydana gelmesinin mümkün olmadığını, zira olay tanıkların anlattığı şekilde meydana gelseydi, olay anında düz giden ve Sağ ön kısmına darbe alan davacı aracının sola doğru savrulmasının gerektiğini ancak davacı aracının sağa doğru savrulduğunu, buradan davacı aracının tutanakta belirtildiği şekilde sağa doğru kontrolsüz manevra yaptığının, bu sırada yanındaki şeritte seyreden davalı aracının sol ön köşe kısmına çarptığının, yoldan dönerek savrulduğunun ve sağ taraftaki şarampole düştüğünün anlaşıldığını, bu nedenle davacı aracının sürücüsü olan …’ın olayda %100 oranında tam kusurlu olduğu belirtilmiş, davacılar vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde müvekkili …’ın olaydan hemen sonra Çağlayan Polis Merkezinde verdiği 9.11.2008 tarihli ifadesinde, aracı ile Kadıköy istikametine 70-80 km hızla seyrederken Okmeydanı sapağı olarak bilinen yerde sağda bulunan ve çevre yoluna katılım olan yan yoldan bir ticari aracın (davalı taraf aracı) çevre yoluna kontrolsüzce çıktığını, bu araca çarpmamak için direksiyonu önce sol tarafa çevirdiğini, ancak çarpmaya engel olmadığını daha sonra direksiyonu sağ tarafa çevirdiğini ve çarpmanın etkisiyle direksiyon hakimiyetini kaybettiğini belirttiğini, bilirkişinin yorumunu bu nedenle kabul etmediklerini, sağa yönelen aracın sağa savrulmasının ve yuvarlanmasının kaçınılmaz olduğunu bildirerek tanıkların keşif mahallinde dinlenmesini ve yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep etmiş, mahkemece davacılar vekilinin talebi ve itirazları yönünden değerlendirme yaptırılmadan davanın reddine karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, olaya ilişkin Cumhuriyet Savcılığında hazırlık soruşturması yapılmış ise hazırlık evrakının, dava açılmışsa dava dosyasının ve davacı …’ın Çağlayan Polis Merkezinde verdiği ifadeye ilişkin belgelerin merciilerinden getirtilmesi, daha sonra olay mahallinde keşif yapılarak davacı tanıklarının ve kaza tutanağı mümzilerinin, keşifte dinlenilmesi ve İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen heyetinden seçilecek konusunda uzman bilirkişi kurulundan; tüm dosya kapsamı, davacılar vekilinin itirazları, önceki bilirkişi raporu, tanık beyanlarının değerlendirildiği gerekçeli denetime elverişli rapor düzenlettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 31.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.