YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/275
KARAR NO : 2022/862
KARAR TARİHİ : 08.06.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının sahibi olduğu “www.takvim.com.tr” isimli internet sitesinde 11.05.2015 tarihli “Hala bekliyorum anıracak” başlıklı haber yayınlandığını, habere dayanak gösterilen asıl konuşma metninde müvekkilinin adı geçmediği hâlde Türk lirasından altı sıfır atılması hâlinde haberde yazılan eylemi gerçekleştirecek köşe yazarı olarak müvekkilinin adının yazıldığını, davalının tamamen gerçek dışı bir haberi, subjektif fikirlerini beyan ederek yayınladığını, haberin müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini ileri sürerek 3.000TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; haber konusu söylemlerin yorum niteliğinde olmadığını, söz konusu yazının daha önce başka gazeteler tarafından da haber yapıldığını, gazetecilik mesleği gereği haberin veriliş şeklinde abartı yapılabileceğini, meslek gereği tanınmış kişilerin sert eleştirilere katlanması gerektiğini, haberin güncel ve görünür gerçekliğe uygun olarak yansıtıldığını, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli ve 2015/236 E., 2016/190 K. sayılı kararı ile; davacının adının Cumhurbaşkanı’nın sözlerinde açıkça geçmemesine rağmen davacıya yönelik haber yapıldığı, konuşmanın yapıldığı tarih dikkate alındığında davacıya yönelik yorum yapılması anlamında güncellik ve kamu yararı unsurunun bulunmadığı, haberin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 3.000TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 25/12/2017 tarihli ve 2016/7702 E., 2017/8639 K. sayılı kararı ile;
‘‘…Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bir çok kararında da vurgulandığı üzere; ifade özgürlüğü demokratik bir toplumun asli temellerinden olup bir toplumun ilerlemesinin ve her bireyin kendini geliştirmesinin temel koşullarından birisini oluşturur. Basın özgürlüğü bağlamında, gazetecilerin kanıtlayamayacağı söylenti ve iddiaların yayınlanması yönünden ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi doğruluk koşulunu makul olmayan, hatta olanaksız bir talep olarak değerlendirip, basının sadece bütünüyle kanıtlanmış olguları yayınlama zorunluluğu ile karşı karşıya bırakılması halinde hemen hemen hiç bir şeyin yayınlanamayacağı, bunun da basın özgürlüğüne zarar vereceği yönündedir (Jersild ve Thoma Danimarka; Haldimann ve diğerleri-İsviçre kararları).
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmüne göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilirse de dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı tarafından yapılan yayının medya dünyasında uzun süredir dile getirilen iddialara yönelik olduğu, davacıyı aşağılama ve küçültme kastının bulunmadığı, davacının da Sözcü Gazetesi’ndeki 01.03.2013 tarihli köşe yazısında, konuşmalarda kastedilen kişinin kendisi olduğuna dair ifadelere yer verdiği anlaşılmaktadır. Davalı yayın kuruluşu da bu yazıdan esinlenerek yayın yapmıştır. Şu halde, yayının güncel ve görünür gerçekliğe uygun olduğu, toplumun bilgi edinme, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, olayın gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekecek şekilde aktarıldığı da gözetilerek davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı sonucuna varılıp istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22/05/2018 tarihli ve 2018/189 E., 2018/123 K. sayılı kararı ile; davacı tarafından davalı Milliyet Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş. aleyhine açılan benzer mahiyetteki davada Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesince 12.02.2015 tarihli ve 2014/470 E., 2015/54 K. sayı ile davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece bozulduğu, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ilişkin verilen kararın Özel Dairece onandığı, aynı konuda farklı kararlar verilmesinin kaynağını Anayasa’dan alan eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğuracağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, “www.takvim.com.tr” isimli internet sitesinde 11.05.2015 tarihinde yayınlanan “Hala bekliyorum anıracak” başlıklı haberin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturup oluşturmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalıların manevi tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce direnme adı altında verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
13. Bilindiği üzere direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkemece bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar verilmeli, gerekçesi önceki kararına göre genişletilebilir ise de değiştirilmemelidir.
14. Başka bir anlatımla, mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
15. Somut olayda; mahkemece ilk kararda, dava konusu haberde güncellik ve kamu yararı bulunmadığı, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği hâlde, direnme kararında aynı haberle ilgili olarak Özel Dairece farklı kararlar verildiği ve bu durumun kaynağını Anayasa’dan alan eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğuracağı gerekçesiyle hüküm kurulmuştur.
16. Bu durumda, mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp, değerlendirilmemiş bazı olayların gerekçe olarak gösterildiği yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
17. Hâl böyle olunca, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
18. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1 maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.06.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.