Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/2157 E. 2011/10092 K. 28.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2157
KARAR NO : 2011/10092
KARAR TARİHİ : 28.12.2011

MAHKEMESİ : … 5. İCRA MAHKEMESİ

Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık … hakkındaki davada şikayet dilekçesinin reddine ve İİK’nun 89/4. maddesi uyarınca talep edilen tazminatın reddine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:1- Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçuna yönelik olarak kurulan hükmün temyiz incelemesi sonunda;
Dosya kapsamına göre; … 19. İcra Müdürlüğünün 2009/17302 sayılı dosyası ile, borçlu … Sağlık Çamaşır Yıkama Temizlik Ltd. Şirketi aleyhine yapılan takipte, İİK’nun 89/2. maddesi uyarınca üçüncü kişi T.C.Sayıştay Başkanlığına gönderilen birinci haciz ihbarnamesine, Sayıştay Başkanlığı adına Genel Sekreter Yardımcısı …’in itirazı nedeniyle müşteki vekili 8.1.2010 havale tarihli şikayet dilekçesi ile, itirazın haksız olduğunu, gerçeğe aykırı beyanda bulunmaktan sanığın İİK’nun 338/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep ettiği, mahkemece, Sayıştay Kanunu’nun 99. maddesinde; meslek mensuplarının görevleri ile ilgili veya görev sırasında bir suç işlemeleri halinde yapılacak soruşturma usulü düzenlendiğinden yüklenen suçun niteliği ve itiraz eden …’in görevi nazara alındığında şikayet dilekçesinin reddine, karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK’nun 89. maddesinin ikinci fıkrasında; “Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.”,
Üçüncü fıkrasında; “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338’inci maddenin 1’inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.”
Son fıkrasında “Bu madde hükmü, memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır.” hükmü uyarınca gerçeğe aykırı beyanda bulunan memurun da bu nedenle cezalandırılabileceği hükmüne yer verilmiş ise de;
Mülga Sayıştay Kanunu’nun başkan ve üyeler dışındaki meslek mensupları hakkında ceza kovuşturması başlıklı 99.maddesinde; “Başkan ve üyeler dışındaki meslek mensuplarının görevleriyle ilgili veya görev sırasında bir suç işlemesi halinde Birinci Başkan tarafından görevlendirilecek bir üyenin Başkanlığında bir Uzman Denetçi, bir Başdenetçi veya Raportörden teşekkül eden bir Kurul ilk soruşturmayı yaparak düzenleyeceği fezlekeyi memurlar Seçim ve Disiplin Kuruluna verir. Bu Kurul yargılamanın lüzumuna veya men’ine karar verir.” hükmü ile 03.12.2010 tarih ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun Sayıştay başkanı, daire başkanları ve üyeler dışındaki meslek mensupları hakkında ceza kovuşturması başlıklı 69. maddesinde; “Sayıştay Başkanı, daire başkanları ve üyeler dışındaki meslek mensuplarının görevleri sebebiyle bir suç işlediklerinin iddia edilmesi halinde Sayıştay Başkanı tarafından görevlendirilecek bir üyenin başkanlığında bir uzman denetçi ile bir başdenetçiden teşekkül eden bir kurul ön incelemeyi yaparak düzenleyeceği raporu Meslek Mensupları Yükseltme ve Disiplin Kuruluna verir. Bu Kurul soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında; Sayıştay Başkanlığında, Sayıştay Uzman Denetçisi ve Sayıştay Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapan sanık hakkında göreviyle ilgili veya görevi sırasında işlediği iddia edilen eylemle ilgili olarak, CMK’nun 223/8. maddesi gereğince “… soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir.” hükmü uyarınca durma kararı verilip dosyanın gerekli soruşturmanın yapılması için Sayıştay Başkanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, şikayet dilekçesinin reddine karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA,
2-Tazminat talebine yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonunda;
İİK’nun 89/4. maddesindeki “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.” hükmü karşısında haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle üçüncü kişinin cezalandırılması isteği cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekmektedir. Ancak tazminat ve cezalandırılma istemiyle birlikte açılan davalara ceza mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekmekle birlikte, somut olayda tazminat davasının ceza davası ile birlikte açıldığı anlaşılması karşısında, ceza davasının Sayıştay Kanunu’nun mülga 99 ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 69. maddeleri uyarınca, Meslek Mensupları Yükseltme ve Disiplin Kurulundan soruşturma izni verilmesine ya da verilmemesine ilişkin bir karar alınmasının zorunluluğu nedeniyle 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca durma kararı verilmesi gerekli olup, anılan kuruldan izin alınmadan açılan ceza davası ile birlikte tazminat davasının ceza mahkemesi sıfatıyla görülmesi olanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, tazminat hakkındaki davanın görevsizlik kararı ile icra hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi yerine, yazılı
şekilde tazminatın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün kısmen istem gibi BOZULMASINA, 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.