YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6535
KARAR NO : 2011/8828
KARAR TARİHİ : 13.12.2011
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Ödeme şartını ihlâl eyleminden sanık …’ün, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair … 2. İcra Mahkemesinin 15/09/2009 tarihli ve 2008/2828 esas, 2009/442 sayılı kararına yapılan itirazın süresinde yapılmadığından bahisle reddine dair … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/02/2011 tarihli ve 2011/165 değişik … sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine, Adalet Bakanlığından verilen 01.07.2011 gün ve 2011/37411 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 18/08/2011 gün ve K.Y.B.2011/252397 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Tebliğnamede; dosya kapsamına göre, gıyapta verilen kararın sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış olup, sanığa yapılan tebligatın anılan madde ile Tebligat Tüzüğünün 55 ve 28. maddesine uygun olmadığı cihetle, işin esasına girilmesi gerekirken itirazın süre yönünden reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanığın yokluğunda verilen kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, anılan maddenin uygulanabilmesi için gerekli ön şart olan kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre, daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise söz konusu kanunun 35. maddesinin son fıkrasında gösterilen istisnai durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında; gerekçeli kararın tebliği için sanığın bilinen son adresine çıkartılmış tebligat bulunmaması sebebiyle, anılan kanun maddesi uyarınca doğrudan yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı gibi, Tebligat Tüzüğü’nün 55/2. maddesi yollamasıyla aynı Tüzüğün 28.maddesinde adres araştırmasına yönelik olmak üzere belirtilen şekil şartları yerine getirilmeden yapılan tebligatın da geçerli sayılamayacağı, bu hususun Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 01/12/2004 tarih, 2004/20415-12070 sayılı ilâmında da kabul edildiği, somut olayda 15.09.2008 tarihli taahhütnamede borçlu …’ün ödeme taahhüdünde bulunduktan sonra, yasal tebligat adresini Cumhuriyet Mah….Bulvarı, …Sokak, Villa 7A … … … olarak bildirdiği, ödeme emrinin ise, … … Caddesi No: 181 …/… adresinde tebliğ edildiği, duruşma davetiyesinin ise daha önce usulüne uygun olarak bir tebligat yapılmadan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre, borçlu sanığın taahhüt tutanağında bildirdiği adresine yapıldığı, yargılamanın sanığın gıyabında yürütülerek üç aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle sonuçlandırıldığı, kararın taahhütnamede bildirilen adresine tebliği için çıkarıldığında muhatap tanınmadığından iade edilmesi üzerine bu kez Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre aynı adrese tebligat yapılarak kararın kesinleştirildiğinin anlaşılması karşısında, kararın Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliği usulsüz olduğu gözetilmeden işin esasına girilerek itirazın esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, itirazın süre yönünden reddine karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2011 tarih ve 2011/165 değişik … sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 13.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.