Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/5669 E. 2011/652 K. 01.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5669
KARAR NO : 2011/652
KARAR TARİHİ : 01.02.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili ve davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı alacaklı vekili, … 14. İcra Müdürlüğünün 2009/9884 Esas sayılı dosyasından, borçlulara ait fabrikalarda bulunan taşınır malların 13.03.2009 tarihinde yapılan haciz sırasında 3.kişi lehine istihkak iddiasında bulunulduğunu, borçluya ait taşınmaz ve içindeki malların alacaklılardan mal kaçırma amacı ile 3.kişiye devredildiğini belirterek, İİK’nun 99. maddesine dayalı olarak 3.kişinin istihkak iddiasının reddine ve açılan davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili duruşmada, davacının talebinin tasarrufun iptali davasının konusu olabileceğini ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket vekili, dava konusu malların 3.kişiye ait olduğunu, bu taşınırların, taşınmazın eklentisi olarak tapuya tescil edildiğinden istihkak davasının konusu olamayacağı ancak tasarrufun iptali davası açılabileceğinden davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece, davaya konu taşınırların ipotek konulan taşınmazla birlikte tapuya eklenti olarak kaydedildiğinden taşınmazın bir parçası haline geldiği, taşınır haczine tabi
tutulamayacağı, tapuda yapılan tasarrufun iptali için genel mahkemede dava açılabileceği icra mahkemesinde istihkak davası açılamayacağından ve danışıklılık iddiasının dar yetkili icra mahkemesinde incelenmeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili ve vekalet ücreti yönünden davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddine ilişkindir.
1.Eklenti, asıl şey malikinin isteğine ve yerel adetlere göre,işletilmesi korunması veya yarar sağlanması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.
Kural olarak, eklenti asıl şeyden ayrı olarak haczedilebilir. Asıl mal taşınmaz ise eklentinin bulunduğu taşınmazı haczetmeden, eklentinin haczini sağlayabilir. Ancak, eklenti taşınmazın ipotek akit tablosu kapsamında ise taşınmazdan ayrı olarak haczedilemez. (İİK’nin 83/c)Bu halde de, malın hem ipotek akit tablosunda yazılı olması ve hem de MK’nun 862.maddesinde tarif edilen şekilde eklenti niteliğini taşıması zorunludur.
Somut olayda, dava konusu mallar üzerindeki istihkak iddiası rehin hakkına değil mülkiyet hakkına dayanmaktadır. Davalı 3.kişi hacizli malların bulunduğu fabrikaları borçludan satın aldığını,hacizli mallarında eklenti olarak tapuya tescilli olduğundan mülkiyetinin bunları da kapsadığını ileri sürmüştür.
Bu durumda, İİK’nun 83/c maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki bu halde de hacizli malların hem ipotek akit tablosunda yer alıp almadığı, hem de MK’nun 862.maddesinde tarif edilen eklenti niteliği taşıyıp taşımadığının araştırılması gerekir.
Öte yandan, İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak alacaklının açtığı istihkak davalarında da borçlu ve davalı 3.kişi arasındaki işlemlerin danışıklı olduğu ve bu nedenle geçersiz olduğunu ileri sürebilir ve her türlü delille kanıtlayabilir. Bu iddianın incelenmesi için, alacaklı İİK’nun 277 ve onu izleyen maddeleri uyarınca bağımsız olarak dava açmak zorunda değildir. (HGK,22.10.1989 gün, 679-774)
Mahkemece, tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan davanın esasına girilerek taraf delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2.Kabule göre ise, alacaklının açtığı istihkak davası red edildiği halde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 11.maddesi 4.fıkrası son cümlesi gereğince davalı 3.kişi yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bette açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davacı alacaklı ve davalı 3.kişiye geri verilmesine 01.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.