YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9152
KARAR NO : 2010/7626
KARAR TARİHİ : 21.12.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden müdahil davacı … ve Hazine vekili Avukat … ile aleyhine temyiz istenilen … geldi. Gelenlerin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 105 ada 5 parsel sayılı 5.077,60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tesçil davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında …, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı ve müdahilin davalarının kısmen kabulü ile çekişmeli taşınmazın 1/2 payının … mirasçıları adına, 1/2 payının ise ölü … çocukları …, …, … ve … adlarına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile müdahil … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Çekişmeli parselin tarım arazisi olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin dava tarihine kadar çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla 20 yılı aşan bir süre devam ettiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının gerçekleştiği mahkemece mahallinde yapılan keşif, uygulama, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları, düzenlenen teknik bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Delillerin takdiri mahkemeye ait olup takdirde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre müdahil …’in yerinde görülmeyen sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, mahkeme kararlarının hüküm sonucu bölümünde nelerin yazılacağı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm fıkrasında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin herbiri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Diğer taraftan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1.maddesi uyarınca kadastronun amacı, taşınmaz malların hukuki durumlarını tespit etmek suretiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun öngördüğü tapu sicilini oluşturmaktır. Bu nedenle kadastro hakimi, doğru, güvenilir, infazı kabil, yorum ve tahmine yer vermeyecek şekilde açık bir hükümle sicil oluşturmak; sicil oluştururken de 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 25/1. maddesi uyarınca miras bırakanların tüm mirasçılarını tespit edip her bir mirasçının adını ve adına tescili gereken hisse miktarını belirlemek zorundadır. Açıklanan bu kurallar yargıda açıklık ilkesinin bir gereği olduğu gibi Yargıtay denetimine imkan da sağlar. Ayrıca hükmün infaz kabiliyetinin de bulunması gerekir. Yorum, tahmin, takdir ve yapılan atıflara ulaşmak yoluyla infaz edilebilecek bir hükmün, infazı kabil ve infazda tereddüt uyandırmayacak bir hüküm olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, böyle bir hükmün denetime imkan verdiğinden de söz edilemez. Somut olayda mahkemece, adlarına tesçil kararı verilenlerden … mirasçılarının kimler olduğu açıklanmış ancak adlarına tesçili gereken paylar belirlenmemiştir. Adına tesçil kararı verilen diğer grupta ise … mirasçılarının kimler olduğu ve adlarına tesçili gereken paylar açıklanmamış, hükmün eki olmayan veraset ilamına atıf yapılmıştır. Diğer taraftan atıf yapılan veraset ilamının da hatalı bulunduğu; terekenin tamamı toplam 1440 hisse şeklinde belirlendiği halde dağıtılan payların toplamının 1488 hisse olduğu görülmektedir. Bu yönüyle de hükmün infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece … ve … mirasçılarının kimler olduğu ve miras payları belirlenmeli, hüküm yerinde taşınmazın kimler adına tesçil edileceği tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklanmalı, adlarına tesçili gereken paylar tek tek gösterilmelidir. İnfazda duraksama yaratacak ve infazı kabil olmayacak şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Müdahil …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.