YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11574
KARAR NO : 2011/2277
KARAR TARİHİ : 15.03.2011
MAHKEMESİ : Alaşehir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 15.3.2011 Salı günü davacı Alaşehir Vergi Dairesi Müdürlüğü vekili Av. …geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu Mehmet aleyhine vergi borçlarından dolayı icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazlarını davalı karısı Ümmü’ye satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların evli oldukları ve tasarrufların mal kaçırma amacına yönelik yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı …’nün borçlu Mehmet’in karısı olmasına 6183 S Kanun’un 28/1 maddesinde bu derece akrabalar arasında yapılan tasarrufların bağışlama hükmünde sayıldığının ve iptale tabi olduğunun öngörülmesine buna ilaveten davalı …’nün, kocası olan borçlu Mehmet’in amme alacağının tahsiline imkan bırakmamak maksadı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olması nedeniyle de tasarrufun iptali gerekeceğine (6183 s.K m.30) ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Dava 6183 sayılı Kanun’un 24 vd maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Davacı Maliye Hazinesi’nin “alacağı oranında” tasarrufların iptaline karar verilmiş olmakla birlikte davacı alacağının miktarı kesin olarak belirlenmemiştir. Alınan bilirkişi raporunda davacı alacağının dava tarihindeki miktarı hesaplanmış ancak vergi alacağının ilk tasarruf tarihindeki miktarı belirlenmemiştir. Bu durumda konusunda uzman bilirkişiden davacının tasarruf tarihi itibariyle vergi alacağının belirlenmesi için ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
3- Davanın bedele dönüşmesi halinde davacı alacağı ve ferilerinin miktarı ile bağlı kalınarak tasarruf konusu malların 3. kişi tarafından elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeri göz önünde bulundurularak bedele hükmolunması, dava Hazine’nin takibinde alacağın faiz ve ferilerini de talep ettiği nazara alınarak, davacı Hazine’nin asıl alacak ve ferilerinden oluşan alacağına, ikinci kez faiz yürütülmemesi gerekirken mahkemece yazılı olduğu şekilde 3. kişi tarafından taşınmazların elden çıkarıldığı gerçek değeri olan 24.631.50 TL.ye dava tarihinden itibaren faiz yürütülerek karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davalılara yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 15.3.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.