Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/1768 E. 2010/2563 K. 29.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1768
KARAR NO : 2010/2563
KARAR TARİHİ : 29.03.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 140 ada 348 parsel sayılı 2.754,72 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde tapu kaydı miktar fazlasının zilyetlikle kazanılmayacağı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli parselin fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümünün davacı Hazine adına, geriye kalan bölümün tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının temyiz istemi, çekişmeli taşınmazın dayanak tapu kaydı miktar fazlası olarak kesilerek Hazine adına tescile karar verilen ve uzman bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümüne yöneliktir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tapu kayıt miktar fazlası olan temyize konu bölümünün öncesinin orman olduğu, orman sınırlandırmasının kesinleştiği 1991 tarihinden kadastro tespitinin yapıldığı tarihe kadar 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, tapu kayıt miktar fazlası yönünden Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen koşulların davalı yararına gerçekleşmediği kabul edilmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Kadastro tespitinin ve davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydının tüm sınırları “çalılık” okumaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dayanak tapu kaydı miktar fazlasının zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı hususundadır. “Çalılık” sınırı gayrisabit sınırlardan olmakla birlikte, gerekli yasal koşulların oluşması halinde kayıt miktar fazlası bölümün ziyetlikle kazanılması olanaklıdır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan orman tahdidi 13.08.1991 tarihinde kesinleşmiştir. Tespitin ve davalının dayanağı olan tapu kaydı 1929 yılında oluşmuş ve tapu kaydının dört sınırında ” çalılık” okumakta olup, sınırlarda “orman” okunmamaktadır ve eylemli olarak da taşınmazın sınırlarında orman bulunmamaktadır. Bu durumda tapunun tesis tarihinde çekişmeli taşınmazın sınırında orman olmadığı anlaşılmaktadır. Uzman ziraatçı bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümü üzerindeki zeytin ağaçlarının 100-150 yaş ortalamasında olduğu ve gençleştirme sonucu 20 yaşında gözüktüğü bildirildiği gibi, keşifte dinlenen 1947 doğumlu mahalli bilirkişi beyanlarına göre de davalı lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Tespit ve davalı dayanağı tapu kaydı hudutları “çalılık” okuyup, orman okumadığına ve çekişmeli taşınmazın orman olmadığı fen, zirai ve orman bilirkişilerinin raporları ile belirlendiğine göre davalının zilyetliğinin başlangıcının orman tahdidinin kesinleştiği tarih değil, tapu kaydı tarihi olan 1934 tarihi olarak kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle tapu kaydı miktar fazlası, orman tahdit tarihine kadar orman sayılan yer kabul edilemez. Hal böyle olunca davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.