YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2782
KARAR NO : 2012/6701
KARAR TARİHİ : 17.09.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kullanım kadastrosu sırasında dava konusu 125 ada 17 parsel sayılı 1144,08 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1990 yılından beri …’in kullanımında olduğu şerhi verilerek bahçe niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve müşterekleri, taşınmazın müşterek muris bırakandan miras kaldığını ileri sürerek beyanlar hanesine miras hisseleri oranında zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile …’i hasım göstererek dava açmışlardır. Mahkemece, davacılar … ve müştereklerinin aynı nedene dayanarak açtıkları dava bu dava ile birleştirilerek ve Hazine de davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro sırasında çekişmeli taşınmazın bahçe niteliğinde olduğu ve 1990 yılından beri davalının kullanımında olduğu belirtilmiştir. Tespit sırasında lehine zilyetlik şerhi verilen davalı da 14.5.2010 tarihli duruşmadaki beyanında taşınmazın ortak miras bırakanları … ‘den kaldığını söyleyerek çekişmeli taşınmazdaki kullanımının tereke adına olduğunu kabul etmiştir. Keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler ise, taşınmazın ortak miras bırakandan kaldığını ancak 10 yıldır kullanılmadığını, davacı tanığı… de taşınmazın 5-6 yıldır kullanılmadığını beyan etmişlerdir. Mahkemece, davacıların bildirdiği tüm tanıklar dinlenilmediği gibi, tespite aykırı sonuca ulaşıldığı halde tespit bilirkişileri de dinlenilmemiş olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, mahallinde yerel bilirkişiler, taraflarca gösterilen tüm tanıklar ve tespit bilirkişilerinin tamamının katılımı ile taşınmazın başında yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmazla ilgili tespitin yapıldığı tarih itibarı ile davalı ve davacıların fiilen kullanımlarının olup olmadığı belirlenmeli, varsa kullanımın hangi tarihten beri sürdüğü saptanmalı, tespit bilirkişileri ile bilirkişi ve tanık beyanları arasında oluşacak çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.9.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.