Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/4056 E. 2011/4907 K. 17.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4056
KARAR NO : 2011/4907
KARAR TARİHİ : 17.05.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; Tasarrufa konu edilen taşınmazların tapuda gösterilen satış bedelleri ile bilirkişilerce belirlenen tasarruf tarihindeki gerçek değerleri arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunmamakta ise de davalı 3. kişi …’in taşınmazları borçlu davalılardan olan alacağına karşılık satın aldığını bildirmesi ve haciz tarihi ile tasarruf tarihi arasında İİK.nun 279. maddesinde belirtilen bir yıllık sürenin geçmemiş olması karşısında anılan bu madde uyarınca tasarrufun iptali koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, davalı …’ın diğer borçlu davalıları daha önceden tanıdığını beyan etmesi ve satışı yapılan taşınmazların atölye olması nedeniyle aynı yasanın 280. maddesi uyarınca davalı …’ın borçlu davalıların alacaklıları ızrar kastını bilebilecek durumda olup olmadığı ve yapılan tasarrufun ticari işletmenin devri niteliğinde bulunup bulunmadığının da tartışılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra dava konusu 225 ve 236 nolu bağımsız bölümler yönünden ayrı ayrı 30.392.00 TL.nin davalı …’den alınarak davacıya verilmesine, 226 nolu bağımsız bölüme ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalılar vekilinin dava konusu edilen 226 nolu bağımsız bölüme ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2)Davalılar vekilinin dava konusu 225 ve 236 sayılı bağımsız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Somut olayda: 2906 ada 3 sayılı parsel üzerindeki 225 nolu bağımsız bölümün borçlu davalı … tarafından, 236 nolu bağımsız bölümün ise … tarafından üzerlerindeki haciz şerhleri ile birlikte 18.07.2007 tarihinde üçüncü kişi konumundaki davalı …’e satıldıkları, aynı taşınmazların daha sonra cebri icradan yapılan satış sonucu dava dışı … Tekstil Turizm Sanayi ve Ticaret Limited şirketi adına tescil edildikleri anlaşılmıştır. Ancak sözü edilen taşınmazların kimin borcu nedeniyle cebri icradan satıldıkları dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece dava konusu taşınmazların cebri icra yolu ile satıldıkları takip dosyasının getirtilmesi, sözü edilen dosyadan kimin borçlu olduğunun, dolayısıyla taşınmazların kimin borcundan dolayı satıldıkları, satış bedelinden davalı …’e kalan bir paranın olup olmadığının tesbit edilmesi, taşınmazların
davalı …’in borcundan dolayı satılmaları halinde elden çıkarıldıkları tarihteki gerçek değeri oranında sorumlu olacağı, üçüncü kişi tarafından satın alınmadan önce diğer bir anlatımla borçlu davalıların borcundan dolayı satılmış olmaları halinde ise davalı …’in ancak cebri icradaki satış bedelinden geriye kalan miktar oranında sorumlu tutulabileceğinin düşünülmemesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle 2906 ada 3 sayılı parsel üzerindeki 226 nolu bağımsız bölüme ilişkin hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle 2906 ada 3 sayılı parsel üzerindeki 225 ve 236 nolu bağımsız bölümlere ilişkin hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 268,00 TL fazla alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 17.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.