YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1456
KARAR NO : 2010/2296
KARAR TARİHİ : 22.03.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle “Çekişmeli taşınmazın dört tarafının mera ile çevrili olması nedeniyle üç kişilik yerel bilirkişi ve uzman ziraatçı bilirkişi kurulundan taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı ve etrafını çeviren mera parseli ile bir bütün olup olmadığının sorulup saptanması ve mera ile arasında ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığının belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli 105 ada 91 sayılı parselin fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacı … adına tesçiline, geriye kalan bölümünün mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı … temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli parselin fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün tarım arazisi olduğu ve davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi araştırma, inceleme ve uygulama da yeterli değildir. Taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyetin ne şekilde sürdürüldüğü hususunda açıklık içermeyen zirai bilirkişi kurulu raporu da hükme elverişli olmayıp, soyut nitelikteki yerel bilirkişiler, tespit bilirkişisi ve tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen komşu köyden seçilecek yerel bilirkişi kurulu ile yine aynı yöntemle belirlenecek tanıklar yardımı ve üç kişilik zirai bilirkişi kurulu refakate alınarak yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalıdır. Çekişmeli taşınmazın mera olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalı, taşınmazın niteliği belirlenirken komşu parsellerin nitelikleri de gözönünde bulundurulmalı, çekişmeli taşınmazın mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuken iktisap sağlamayacağı gözetilmelidir. Taşınmazın mera niteliğinde olmadığının belirlenmesi halinde, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin ne şekilde olduğu bilimsel verilere dayanılarak ziraatçı bilirkişi kuruluna açıklattırılmalı, taşınmaz üzerinde kendiliğinden yetişen ağaçların meyvesinin toplanmasının iktisap sağlayıcı nitelikte zilyetlik olmadığı düşünülmelidir. Uzman ziraat mühendisi kurulundan arazinin niteliği, toprak yapısı ve mera parseli ile arada ayırıcı doğal ya da yapay unsur bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmalı, zirai bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunda çelişkinin nedenleri üzerinde durulmalı, taşınmazın niteliği kesin olarak saptanmalı, keşif sırasında taşınmazın tüm sınırlarını ve çevresini gösterecek şekilde çektirilecek fotoğrafları üzerinde parselin sınırları kabaca işaretlenerek gösterilmeli, fen bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 22.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.