Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/278 E. 2010/2138 K. 16.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/278
KARAR NO : 2010/2138
KARAR TARİHİ : 16.03.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 120 ada 69 parsel sayılı 1.317.412,49 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz mera vasfıyla sınırlandırılmıştır. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının ilk celsede hazır bulunmadığı gibi dava sebep ve delillerini de bildirmediğinden sözedilerek davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının dava sebep ve delillerini bildirmediği gibi ilk duruşmada hazır bulunmak suretiyle bu eksikliği tamamlamadığından bahisle ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. madde hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun değildir. Davacı, 23.03.2006 havale tarihli dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmazı 1984 yılında … oğlu …’dan satın aldığını bildirerek dilekçesi ekinde … adına olan 385 tahrir numaralı vergi kaydını sunmak suretiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmış, dava dilekçesinin deliller bölümünde ise “noter satış senedi, köy ilmühaberi, yerel bilirkişiler ve kabil olan her türlü delil” sözcüklerine yer vermek suretiyle delillerinin neler olduğunu da açıklamıştır. Hal böyle olunca mahkemece davacı tarafa delillerini hasretmek üzere uygun önel verilerek işin esasına girilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesine ve dosya kapsamına yanlış anlam verilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.