YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5788
KARAR NO : 2011/6003
KARAR TARİHİ : 10.06.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Ümraniye 2. İcra Müdürlüğü’nün 2006/15027 sayılı takip dosyasında yapılan 23.11.2006 günlü hacze konu menkullerin davacıya ait faturalı eşyalar olduğunu, borçlunun ise üçüncü kişinin yanında sigortalı olarak çalışmak dışında mahcuzlarla ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, alacaklının plastik hammadde satışı yaptığını, borçlunun haciz adresinde faalken kendilerinden değişik tarihlerde polietilen hammaddesi satın aldığını, buna ilişkin borçlarını ödemediği için hakkında icra takibi başlatıldığını, alacaklıdan mal kaçırmak isteyen borçlunun üçüncü kişi ile birlikte hareket ederek danışıklı iş yeri devri yaptığını, davacının gerçek iş yeri adresinin haciz mahallinden farklı bir yer olduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), haczin uygulandığı iş yeri ile ilgisinin olmadığını, orada işçi olarak çalıştığını belirtmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davacının borcun doğum tarihinden önce haciz adresinde faaliyete başladığı, takip borçlusunun ise burada işçi olarak çalıştığı, bu sırada düzenlediği senede iş yeri adresini yazmasının olağan bulunduğu, 21.10.2007’de işi bıraktığı, muvazaalı iş yeri devri yapıldığına dair elde edilemediği, üçüncü kişinin mahcuzlara uygun faturaları da sunduğu“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nnu 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz, icra takibine konu senetlerde de gösterilen takip adresinde yapılmıştır. İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olup, ispat yükü altında olan üçüncü kişi karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir.
Davacı kira sözleşmesi ile vergi levhası ve fatura deliline dayanmaktadır. Ne var ki faturaların gerçekliği konusunda ticari kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı gibi bunların mahcuzlara uygunluğu yönünde uzman bilirkişi eşliğinde keşif incelemesi de yapılmamıştır. Bu koşullarda istihkak iddiasının kabulü doğru görülmemiştir.
Diğer yandan alacaklı taraf, haciz adresinde aslında…Plastik Ltd. Şti. isimli şirketin faaliyet gösterdiğini ortaklarının borçlu ile birlikte … olduğunu, hatta…un hacizde hazır bulunduğunu alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yaptıklarını savunmakta, adı geçen şirkete haciz adresinde mal teslim ettiklerine dair de faturalar sunmaktadır.
Ticaret sicil kayıtlarına göre adı geçen şirket haciz adresinde hiçbir dönemde faaliyet göstermemiştir. Ne var ki alacaklının dayandığı 23.07.2004 ve 26.07.2004 tarihli faturaların gerçekliği, dava ve takip dışı…Plastik Ltd. Şti. ile alacaklı şirketin ticari kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenmemiştir. Ayrıca yine ticaret sicil kayıtlarına göre … borçlunun babasıdır ancak bu durum nüfus kayıt tablosu getirtilerek doğrulanmamış, …’un hacizde yer alıp almadığı ile ilgili icra memurunun tanıklığına başvurulmamıştır.
Gerçekten de söz konusu deliller toplandıktan sonra alacaklının sunduğu faturaların gerçek olduğu ve borçlunun oğlunun ortağı olduğu şirket adına haciz adresinde mal teslim
edildiği belirleniyorsa bundan, üçüncü kişiden hemen önce aynı yerde…Plastik Ltd.Şti.nin faaliyet gösterdiği sonucu çıkarılabilecektir. Bundan sonra borçlunun 2006 yılında üçüncü kişinin yanında sigortalı olarak çalıştığı da dikkate alınırsa alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak işlemler yapılıp yapılmadığı daha sağlıklı olarak değerlendirilebilecektir. Ne var ki bu incelemeler yapılmadan muvazaayı gösteren delillerin elde edilemediği yönündeki Mahkeme kabulü isabetli değildir.
Eksik inceleme ve yanılgıya dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 10.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.