YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3404
KARAR NO : 2012/6672
KARAR TARİHİ : 17.09.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVALILAR : HAZİNE, …
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kullanım kadastrosu sırasında … Mahallesi çalışma alanında kalan 2693 ada 12 parsel sayılı 586.99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesinde “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve “taşınmazın bahçe olarak 1978 yılından beri …’nun fiili kullanımında olduğu” şerhi verilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı kooperatif, satın alma nedeniyle taşınmazın fiili kullanımında olduğunu ileri sürerek kooperatif adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 2693 ada 12 sayılı parselin tespit gibi işlem yapılması için dava dosyasının Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın davalının zilyetliğinde bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı tarafın bildirdiği deliller tam olarak toplanıp, değerlendirilmediği gibi toplanan delillerden taşınmazı tespit günü itibariyle kimin, ne şekilde kullandığı tam olarak anlaşılmamaktadır. Taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda tanıklar ve tespit bilirkişilerinin taşınmaz başında dinlenmesi zorunlu olduğu halde, tespit bilirkişileri ve tanıkların duruşmada dinlenmesi doğru bulunmamaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için davacı kooperatifin dayandığı özel parselasyon haritasının hangi tarihte yapıldığı, kimler arasında ve hangi kuruma ibraz edildiği araştırılarak, beyanlarda geçen belediye imar planları da getirtilerek taşınmaz başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri, fen ve ziraat bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan 3402 sayılı Yasa’ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen ek 4.maddesi uyarınca çekişmeli taşınmazın tespit günü itibariyle fiilen kim veya kimler tarafından, ne zamandan beri, ne şekilde kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla taşınmaz başında dinlenilmeli, beyanlar arasında aykırılık bulunması halinde çelişki giderilmeye çalışılmalı, ziraat bilirkişisinden taşınmazın vasfı ve niteliği hususunda rapor alınmalı, ondan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte incelenerek ve değerlendirilerek sonucuna göre
bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; açılan dava nedeniyle çekişmeli parselin kadastro tespiti kesinleşmemiş, tespit tutanağı mahkemeye gönderilmiş olduğu ve 3402 sayılı Yasa’nın 1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin, Medeni Yasa’nın öngördüğü biçimde doğru sicil oluşturma görevi bulunduğu halde taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin karar verilmemiş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.