YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10393
KARAR NO : 2011/4941
KARAR TARİHİ : 18.05.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı, müvekkiline ait aracın tek taraflı trafik kazasında pert olacak şekilde hasarlandığını, müvekkilinin aracın bankete çıkması ve hasardan dolayı çalışmaması nedeniyle çekici bulmak için aracının yanından ayrıldığını birkaç dakika sonra tekrar geldiğinde trafik ekibinin olay yerinde kaza tesbit tutanağı düzenlediğini gördüğünü ve aracını tutanak ile teslim aldığını, davalının anlaşmalı olduğu çekici ile aracın yetkili servise çektirildiğini, kazanın ertesi günü araçta meydana gelen hasarın uzman bilirkişi marifetiyle tesbit edildiğini, davalının ihbar ve ihtara rağmen hasar bedelini ödemediğini, poliçe şartlarına göre aracın anahtar teslim satış fiyatı üzerinden … 4.İcra Müdürlüğünün 2008/6398 Esas sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, hiçbir kaza tutanağının birkaç dakika içinde tanzim edilemeyeceğini, aracın davacı tarafça değil eksper raporunda belirtildiği gibi trafik ekiplerince çekildiğini, davacının olay saatinden 6 saat sonra alkol raporu aldığını ve sürücünün olay yerinden firar ettiğinin kaza tutanağında belirtildiğini, bu durumda sürücü, davacı ise, yüksek miktarda alkollü olduğundan kaza yerini terkettiği sonucuna varıldığını, bu halin teminat dışında kaldığını, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana
geldiğini, aksini davacı tarafın ispatlaması gerektiğini, hasar miktarının fahiş olduğunu, ticari faiz istenemeyeceğini, inkar tazminatının şartlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde meydana geldiği tarafların kabulündedir.
Mal sigortaları türünden olan Kasko Sigortası Genel Şartlarının teminat kapsamını belirleyen A.1.maddesine göre, gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında aracı ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsadamesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötü niyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüsü sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK’nun 1282.maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281.maddesi hükmü uyarınca da, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşme halinde ise, bu oluş şeklinin KSGŞ’nın A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
KSGŞ’nın A.5.maddesi ve TTK’nun 1292.maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Somut olayda, davacı taraf, kaza tesbit tutanağı, araç teslim tutanağı, hasar tesbit dosyası, tesbit bilirkişi raporu, aracı kaza mahallinden çeken çekici şirket ile aracın
onarımını yapan yetkili servisin cevabi yazıları, davacının alkollü olmadığına dair rapor, poliçeyi tanzim eden acente yetkilisinin beyanına dayanmıştır.
Davalı … ise, sürücünün olay yerinden firar ettiğini, aracın trafik ekiplerince çekildiğini, sürücünün kim olduğunun tesbit edilemediğini, sürücü, davacı ise alkol raporunun olaydan 6 saat sonra alındığından, yüksek miktarda alkollü olması nedeniyle sürücünün olay yerini terkettiği sonucuna varıldığını, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini, aksinin davacı tarafından ispatlanması gerektiğini savunarak hasar bedelini ödemekten kaçınmış olup kaza tesbit tutanağına, araştırma ve eksper raporuna, araç teslim tutanağına, alkol raporuna dayanmıştır.
Uyuşmazlık, sigortalı aracın sürücüsünün kim olduğu, olay anında alkollü olup olmadığı dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının kaza sonrasında olay yerinden neden ayrıldığını, trafik ekibine sürücünün kendisi olduğunu neden söylemediğini ve neden alkol muayenesini 6 saat sonra yaptırdığını kanıtlayamadığı sonucuna varıldığı, olaydan 6 saat sonra yapılan ölçümde alkolsüz olmasının, kaza anında alkolsüz olduğunu göstermediği, alkol düzeyi saatte 0.15 promil düştüğünden 6 saat öncesinde 0.90 promil alkollü olabileceği, bu miktarın yasal sınırın üzerinde olup güvenli araç sürme yeteneğini ortadan kaldırdığını, davaya konu tek taraflı kazanın, sürücünün aldığı alkolün etkisi ile reflekslerinin zayıflaması sonucu meydana gelebilecek şekilde gerçekleştiği, davacının doğru ihbar mükellefiyetini yerine getirmediği belirtilmiş ise de, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya baktığımızda kazanın meydana geldiğine dair aksi sabit olmayan kaza tesbit tutanağı, sigortalı araçta hasar oluştuğuna dair bilirkişi raporları 18.12.2007 tarihinde saat 12.15’te kaza meydana geldikten sonra aracın davacı sigortalıya saat 12.30’da teslim edildiğine dair resmi görevlilerce düzenlenen araç teslim tutanağı, aracın aynı gün davalı şirket asistanca hizmetlerinin telefonla bilgi vermesi üzerine yetkili çekici şirket tarafından yetkili tamir servisine götürüldüğüne dair yazılı belgeler davacının aracı kendisinin kullandığına dair beyanı, davalı sigortacının acente yetkilisi, tanık …’in davacının iddialarını
destekleyen (teyit eden) ifadesi, davacının alkollü olmadığına dair rapor uyarınca, davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak ihbar ettiği ispatlanamamıştır.
Bu durum karşısında, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini, sürücünün kim olduğunu, sürücünün davacı olması halinde alkollü olduğunu ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini, sürücü değişikliği yapılmışsa kaza anında aracı kullanan davacı dışındaki sürücünün ehliyetsiz yada münhasıran alkolün etkisi altında kaza yapacak şekilde alkollü olduğunu ispat külfeti, sigortacı da bulunmakta olup, sigortacı bunu soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır.
O halde, mahkemece, gerektiğinde zabıt mümzileride dinlenmek suretiyle, açıklanan ilkeler uyarınca inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu biçimde ispat yükünün davacıya geçtiği, davacının iddialarını ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.