Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/1052 E. 2011/8713 K. 04.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1052
KARAR NO : 2011/8713
KARAR TARİHİ : 04.10.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Birleşen Dava :Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 4.10.2011 Salı günü davacı … Mak. Servis San. Tic. Ltd. Şti vekili Avukat … geldi. Davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın meydana gelen kazada ağır hasar gördüğünü, 46.077 TL hasar bedelinin sigortalıya ödenmediğini, aracın onarımını yapan servis ile yapılan protokol gereğince davacının hasar bedelini taksitle servise ödediğini belirterek 23.027 TL asıl alacak 612,71 TL faiz olmak üzere toplam 23.639,71 TL tazminatın tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Birleştirilen dosyada ise aynı olay nedeniyle aracı onaran servise ödenen 23.050 TL asıl alacak 421,21 TL faiz olmak üzere toplam 23.471,21 TL tazminatın tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kaza tespit tutanağında araç sürücüsünün tespit edilemediğinin belirtildiği, asıl sürücünün alkollü olması nedeniyle kazadan sonra sürücü değişikliği yapıldığını,
hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre;davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesi ile davanın ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK’nun 1269.maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait oması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı bankanın, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. Bu durumda, mahkemece dain ve mürtehin sıfatı olan bankanın muvafakatının olup olmadığının araştırılması, bankanın muvafakatı sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre;
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü-

niyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin geçikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut olaya bakıldığında, davalı … şirketine kaskolu olan davacıya ait araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe yürürlük süresi içerisinde meydana geldiği taraflar arasında uyuşmazlık söz konusu değildir.
Davacı tarafından dava konusu kazaya ilişkin olarak düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı ve diğer belgelerin davalı … şirketine bildirilmesinden sonra davalı … tarafından sigorta teminatının ödenmemesi üzerine işbu dava açılmıştır. Davalı vekili, kazadan sonra sürücü değişikliği yapıldığını ve sürücünün alkollü olduğunu iddia etmiştir. Bu konudaki ispat külfetinin MK’nun 6 ve TTK’nun 1281/2.maddeleri uyarınca davalı … şirketine ait olduğu açıktır.
Dava konusu olayda kazadan sonra kaza tesbit tutanağı düzenlenmiş, sürücünün olay yerinde bulunmaması nedeniyle sürücü belirtilmemiştir. Daha sonra … sürücü olduğunu beyan etmiş, Gölbaşı C.Savcılığı’nın 2006/1843 sayılı hazırlık soruşturması dosyasında sürücünün Tarkan Özer olduğu belirtilmiş, davacı da sigorta şirketine aynı şekilde ihbarda bulunmuştur. Davalı … sigortalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini hasarın kasko sigortası teminatı kapsamında olmadığını iddia etmiştir. Mahkemece sürücünün Tarkan Özer olmadığı, sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetinin kasten yerine getirilmediği veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususun teminat içinde imiş gibi ihbar edildiği ve ispat yükünün yer değiştirdiği hususunun ve hatta kazanın davalı … şirketinin iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde dahi teminat dışı olduğunun somut delillerle kanıtlanması gerekir. Sürücünün olay yerini terk etmesi, tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağından davalı tarafından sürücü değişikliği yapıldığı, sürücünün değiştirilmiş olması halinde dahi bu oluş şeklinin kasko sigortası genel şartlarının A-5.maddesinde yazılı hallerden hangisi nedeniyle kasko sigorta teminatı dışında kaldığı hususunun somut delillerle ispat edilmesi gerekir.
Mahkemece kaza tespit tutanağını düzenleyen tutanak mümzileri ve C.Savcılığı dosyasında ifadesine başvurulan ve davalı tarafından tanık olarak gösterilen kazaya karışan diğer
araç sürücüsü olan İbrahim Kuru ve davalı tanığı Şevket Öner’in beyanları alınarak sonucuna göre hasarın kasko sigortası teminatı kapsamında olup olmadığı belirlenip karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 825,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.