Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/557 E. 2010/2601 K. 30.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/557
KARAR NO : 2010/2601
KARAR TARİHİ : 30.03.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 227 ada 3 parsel sayılı 1191.57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli 227 ada 3 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 05.06.2009 tarihli ek raporunda (A) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümlerin davacı adına, çekişmeli taşınmazın geriye kalan kısmının tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün davalı Hazinenin dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı; ancak, öncesinde davacının murisi tarafından Köy Tüzel Kişiliğinden satın alındığı kabul edilerek karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2009/98 sayılı dosya ile de davaya konu olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen elatmanın önlenmesi davası, mülkiyet hukukuna ilişkin olan ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 25.maddesi uyarınca kadastro tesbitini doğrudan ilgilendiren ve etkileyen davalardandır. Yine, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5 ve 27.maddeleri uyarınca da kadastro tespiti sırasında genel mahkemelerde dava konusu olan taşınmazların geometrik ve hukuki durumunu belirlemek görev ve yetkisi kadastro mahkemesine ait bulunmaktadır. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, bu hususun re’sen dikkate alınması gerekir. Kadastro ekibi tarafından dava konusu taşınmazın malik hanesinin doldurulması sonuca etkili değildir. Hal böyle olunca, Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın Kadastro Mahkemesine aktarılması sağlanmalı, dava konusu taşınmazın tutanak aslı ile dava dosyası birleştirilerek gerekli askı ilanları yaptırılmalı, Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan davanın taraflarının tümünün davaya katılımı sağlanmalı, tarafların iddia ve savunmalarıyla ilgili olarak bildirdikleri ve bildirecekleri tüm deliller toplanmalı, çekişmeli taşınmazların başında yöntemince keşif yapılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.