YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10263
KARAR NO : 2012/10800
KARAR TARİHİ : 10.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVACILAR : …, …, …
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davacıların desteğinin davalıya zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı araç içerisinde geçirdiği kaza sonucu vefat ettiğini belirterek, davacılar için 10.000,00.-TL destek tazminatının temerrüt tarihi olan 11.12.2009 tarihinden işleyecek en yüksek faiz oranı ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile davacı … için 10.000,00.-TL tazminatın 11.12.2009 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
10.4.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İ.B.K.nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun
../…
-2-
2011/10263
2012/10800
mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İ.B.K. ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK.’nun 294. – 297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK.’nun 297/2. maddesi); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, 18.07.2011 gün günlü mahkeme kısa kararının hüküm fıkrasında “davacının talebi ile bağlı kalınarak 10.000,00.-TL maddi zararının 11.12.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine” hükmünün yer almasına rağmen gerekçeli kararda hüküm fıkrasının 1. bendinde bu defa yalnızca davacı … yönünden davanın kabulüne karar verilerek hüküm fıkrası oluşturulmuştur. Bu bakımdan kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik olması nedeni ile kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma gerekçesine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi şimdilik gerek duyulmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 10.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Üye Üye
… … … … …