YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3945
KARAR NO : 2010/4412
KARAR TARİHİ : 21.06.2010
MAHKEMESİ : … 4. İCRA MAHKEMESİ
Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanıklar … ve …’nun ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanıklara isnat edilen gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçu İcra ve İflas Kanununun 5358 sayılı Yasa’nın 9. maddesi ile değişik 338. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır,” şeklinde yaptırıma bağlanmıştır.
İcra ve İflas Kanunu’nun “Ödeme emri” başlıklı 168. maddesinin 6. bendinde, “İtiraz edilmediği ve borç ödenmediği takdirde on gün içinde 74 üncü maddeye, itiraz edilip de reddedildiği takdirde ise üç gün içinde 75 inci maddeye göre mal beyanında bulunması ve bulunmaz ise hapisle tazyik edileceği, mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarı’nın ödeme emrinde bulunması amir hükmünü içermekte olup, anılan Yasa’nın “Beyanın muhteviyatı” başlıklı 74. maddesinde de, “mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir.” ifadesi ile de mal beyanının tarifi ve unsurları belirtilmiştir.
Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin 28.02.2008 gün, 2006/71 esas ve 2008/69 sayılı kararı ile, müddeti içinde mal beyanında bulunmak üzere mazereti olmaksızın icra dairesine gelmeme veya yazılı beyanda bulunmama halini yaptırıma bağlayan İcra ve İflas Kanunu’nun 31.05.2005 günlü 5358 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair Kanun’un 7.maddesiyle değiştirilen 337.maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş ve iptal hükmü 16 Nisan 2009 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun “Hapis ile tazyik” başlıklı 76.
maddesindeki, “Mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar icra mahkemesi hakimi tarafından bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunur. Ancak bu hapis üç ayı geçemez.” hükmü iptal edilmemiş olup, halen yürürlüktedir. Borçlunun, İcra ve İflas Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca düzenlenen ödeme emrine süresi içinde anılan Yasa’nın 74. maddesine uygun biçimde beyanda bulunma mecburiyetini düzenleyen yasal düzenlemeler halen yürürlüktedir. Bu durumun Anayasa Mahkemesinin anılan kararı ile iptal edilen İcra va İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa’nın 7. maddesi ile değişik 337. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen mal beyanında bulunmama eylemi ile ilgisi bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca borçlu, İcra ve İflas Kanunu’nun 168. maddesine uygun olarak düzenlenen ve mal beyanında bulunma ihtaratını içeren ödeme icra emrinin tebliği üzerine müddeti içinde verdiği mal beyanının gerçeğe aykırı olması halinde alacaklının şikayeti üzerine gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan dolayı İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa’nın 9. maddesi ile değişik 338. maddesinin 1.fıkrası ile cezalandırılabilmesi mümkün olduğu gözetilmeksizin, mal beyanında bulunmamak suçunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve buna bağlı olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan dolayı da ceza verilemeyeceğinden bahisle sanıkların beraatlerine karar verilmesi isabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 21.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.