YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12865
KARAR NO : 2012/1731
KARAR TARİHİ : 16.02.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili,….İcra Müdürlüğü’nün 2010/3544 sayılı takip dosyasında haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, haczin yapıldığı taşınmazın müvekkilinin mülkiyetinde olup borçluya kiraya verildiğini, müvekkilinin de borçludan kira alacağı bulunduğunu, bahçede haczedilen çalışmayan durumdaki kamyonun borçluya ait olduğunu, bunun dışında haczedilen menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, takibin işçi alacağına dayandığını, haczin borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yapıldığını, davacı ile borçlu arasında muvazaalı işyeri devri ilişkisi olduğunu, davacının borçlunun kiralayanı olduğunu, haciz mahallinde borçluya ait aracın bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davacı 3.kişi ve borçlu şirket ortaklarının farklı olduğu haciz adresinin 2.2.2009 tarihinden sonra davacı şirket tarafından işletildiği, ödeme emrinin haciz adresinden farklı bir yerde tebliğ edildiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK’nun 96 vd.maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz borçluya ödeme emri tebliğ edilen adresten farklı bir yerde yapılmakla birlikte haciz adresinde
borçluya ait bir çok belge bulunmuş yine borçluya ait olan …plakalı araç haciz mahallinde fiilen haczedilmiştir. Haczedilen … plakalı araç üzerindeki telefon numaralarının haciz adresindeki telefon numaraları ile aynı olduğu da icra memurunca tespit edilmiştir. Bu durumda İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Davacının dayandığı borcun doğumundan sonraki tarihi taşıyan, istenilen her kişi adına düzenlenmesi mümkün fatura, tek başına karine aksini ispata yeterli değildir. Kaldı ki, davacı 3.kişi borcun doğum tarihinden sonra kurulmuş ve haciz adresindeki faaliyetine borçlunun haciz adresinden 2.2.2009 tarihinde taşınmasından sonra aynı tarihte başlamıştır. Haciz adresinin mülkiyetinin 3.kişi şirket yetkilisinin annesine ait olduğu, adresin bu kişi tarafından borçlu şirkete kiralandığı da dosya kapsamı ile sabittir. O halde davacı şirket ile borçlu şirket arasında alacaklıdan mal kaçırma kasdıyla yapılan danışıklı işlemler söz konusu olup şirketler arasındaki bu ilişki örtülü işletme devri niteliğindedir. İİK’nun 44 ve BK’nun 179.maddeleri uyarınca işletmeyi devralan kişi, işletmenin borçlarından da sorumlu olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı (alacaklı)’ya geri verilmesine 16.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.